battaniye
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"[battaliye]" [ İlan-ı Ticaret, 1900]
Yataklara mahsus en zarif ve kalın battaliye ve yorganlar ve çarşaflar.[ İlan-ı Ticaret, 1900]
Bilezikler, battaniyeler, bastonlar
Yataklara mahsus en zarif ve kalın battaliye ve yorganlar ve çarşaflar.[ İlan-ı Ticaret, 1900]
Bilezikler, battaniyeler, bastonlar
Köken
Arapça bṭn kökünden gelen biṭān بطان "devenin
karnına sarılan kuşak, gömlek içine giyilen yün kuşak" sözcüğünden +īekiyle türetilmiş
olabilir; ancak bu kesin değildir. Arapça sözcük Arapça baṭn بطن "karın"
sözcüğünden türetilmiştir.
Ek açıklama
Lugat-ı Osmani ve Kamus-ı Türki'de mevcut olmayan sözcüğün 19. yy'ın son
yıllarında muhtemelen ticari bir ürün adı olarak belirdiği anlaşılıyor.
27.08.2017
bavul
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Mehmed Bahaeddin (Toven), Yeni Türkçe Lugat, 1924]
bavul: Yolculukta içine eşya konan deriden çanta, valiz.
bavul: Yolculukta içine eşya konan deriden çanta, valiz.
Köken
İt baule "yolculukta taşınan yük, çıkın"
sözcüğünden alıntıdır. sözcük Geç Latince aynı anlama
gelen baula sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Geç Latince balla "balya,
çıkın" sözcüğünden evrilmişte olabilir; ancak bu kesin değildir.
Ek açıklama
DuCL 2:609.
22.07.2015
bayat
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Hızır Paşa, Müntehab-ı Şifa, 1410 yılından önce]
bayad olmadın tuzıla yağıla semüz etile bişüreler[ Deşişî Mehmed Ef., Et-Tuhfetu's-Seniyye, 1580]
bayat [Fa.]: ... Arabīde gecelemiş nesne maˁnāsına. Bu lafẓ Türkīde daχı şāyiˁ ve müstaˁmeldür, üzerinden gece geçmiş demekdür.[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
bayat: Bayrı dahi derler. Türkîde kadim manasına, taze zıddı. (...) bayak: Bayat manasına.
bayad olmadın tuzıla yağıla semüz etile bişüreler[ Deşişî Mehmed Ef., Et-Tuhfetu's-Seniyye, 1580]
bayat [Fa.]: ... Arabīde gecelemiş nesne maˁnāsına. Bu lafẓ Türkīde daχı şāyiˁ ve müstaˁmeldür, üzerinden gece geçmiş demekdür.[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
bayat: Bayrı dahi derler. Türkîde kadim manasına, taze zıddı. (...) bayak: Bayat manasına.
Köken
Arapça byt kökünden gelen bāˀit بائت "geceden
kalmış" sözcüğünden alıntıd olabilir; ancak bu kesin değildir. Arapça
sözcük Arapça bāta بَاتَ "geceledi"
fiilinin fāˁil vezninde etken
fiil sıfatııdır.
Ek açıklama
"Allah'ın bir adı, Kadīm" anlamında kullanılan bayat sözcüğü
ile ilişkisi muğlaktır. Vefik Paşa'nın Türkçe bayak, bayağısözcüklerine
bağlama önerisi ihtiyatla değerlendirilmelidir. • Kutaḏġu Bilig'de bayat yaklaşık
300 kez "Allah" anlamında kullanılır. Buna karşılık aynı tarihlerde
Kaşgarî sözcüğü "Argu lehçesinde tanrının bir adı" olarak tanımlar.
Benzer sözcükler
bayatlamak
06.09.2017
bayır
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Yadigâr-ı İbni Şerif, 1421? yılından önce]
bāyirlerde susız yirlerde biter[ Meninski, Thesaurus, 1680]
bāyir: Mons nudus, collis, clivus [çıplak dağ, tepe, yamaç]kırkbayır [ Meninski, Thesaurus, 1680]
kırk bāir: Echinus, ventriculus verus [geviş getiren hayvanların bir midesi]
bāyirlerde susız yirlerde biter[ Meninski, Thesaurus, 1680]
bāyir: Mons nudus, collis, clivus [çıplak dağ, tepe, yamaç]kırkbayır [ Meninski, Thesaurus, 1680]
kırk bāir: Echinus, ventriculus verus [geviş getiren hayvanların bir midesi]
Köken
Arapça bwr kökünden gelen bāˀir بائر "işlenmeyen
toprak, yaban yer" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça bāraبار "(toprak)
boş durdu, nadasa bırakıldı, işe yaramadı" fiilinin fāˁil vezninde etken
fiil sıfatııdır.
Ek açıklama
Özgün anlamı "yaban yer" iken, Türkçede "dik yer,
yamaç" anlamını kazanmıştır.
Benzer sözcükler
kırkbayır
06.11.2014
beton
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Tıngır & Sinapian, Istılahat Lugati, 1892]
Béton [Fr.]: temel harcı, dondurma taşı, beton.betonlaşma "betonarme binalarla dolma" [ Milliyet - gazete, 1972]
sahillerimizi betonlaşmadan kim kurtaracak?
Béton [Fr.]: temel harcı, dondurma taşı, beton.betonlaşma "betonarme binalarla dolma" [ Milliyet - gazete, 1972]
sahillerimizi betonlaşmadan kim kurtaracak?
Köken
Fransızca béton "her türlü duvarcı harcı,
özellikle çimento harcı" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Latincebitumen "1.
akçaağaçtan elde edilen reçine, 2. genelde reçine, zift, yapıştırıcı
madde" sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Kelt dillerinde yazılı
örneği bulunmayan *betu- "akçaağaç" sözcüğünden
alıntıdır.
Ek açıklama
Latince betula "akçaağaç" Gallia dilinden alıntıdır.
Benzer sözcükler
betonlamak, betonlanmak, betonlaşmak
Bu maddeye gönderenler
10.12.2015
beyaz
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Selanikli Mustafa Ef., Tarih-i Selanikî, 1600]
Mehmed Paşa hazretleri beş bin kıt'a tuğralu beyâz ahkâm kağıdı [boş kâğıda mühürlü hüküm belgesi] hâzır idüp,
Mehmed Paşa hazretleri beş bin kıt'a tuğralu beyâz ahkâm kağıdı [boş kâğıda mühürlü hüküm belgesi] hâzır idüp,
Köken
Arapça byḍ kökünden gelen bayāḍ بياض "beyaz
olma, beyazlık, beyaz renk" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça abyaḍ,
bayḍā أبيض "beyaz (sıfat)" sözcüğünün faˁāl vezninde
masdarıdır. Bu sözcük Arapça bayḍ, bay"yumurta"
sözcüğünden türetilmiştir.
Ek açıklama
Esasen ad iken geç dönem Osmanlı kullanımında sıfat niteliği kazanmıştır.
Anlam ilişkisi için karş. Latince albus "beyaz", albumen "yumurta
akı".
Benzer sözcükler
bembeyaz, beyazlamak, beyazlaşmak
Bu maddeye gönderenler
09.09.2017
borç
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
OT�: [ anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., y. 1300]
taˀhīr kıldı aŋa borcnı [ona borcunu tehir etti] (...) küye bérdi borcluġa [borçluya vade verdi]KT�: [ Codex Cumanicus, 1303]
debitum - Tr: borǵ ... debitor: borǵli
taˀhīr kıldı aŋa borcnı [ona borcunu tehir etti] (...) küye bérdi borcluġa [borçluya vade verdi]KT�: [ Codex Cumanicus, 1303]
debitum - Tr: borǵ ... debitor: borǵli
Köken
Soğdca pwrç "ödünç alınan veya verilen şey"
sözcüğünden alıntıdır. Soğdca sözcük Avesta (Zend) dilinde pərəti-ş"ödünç
alma veya verme" Bu sözcük Eski Farsça ve Avesta (Zend) dilinde par- "ödemek"
fiilinden türetilmiştir. Eski Farsça fiil Hintavrupa Anadilinde yazılı
örneği bulunmayan *per-5 "-" biçiminden
evrilmiştir.
Ek açıklama
Karş. Sanskritçe pūrtá (aynı anlamda). Ermenice bard պարտ
(aynı anlamda) biçimi Eski Farsçadan alınmıştır.
Benzer sözcükler
borçlanmak, borçlandırmak, borçlu
14.07.2015
bordo
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Cumhuriyet - gazete, 1945]
onun Bordo rengindeki spor mantosunu
onun Bordo rengindeki spor mantosunu
Köken
Fransızca bordeaux "Bordeaux şarabına özgü koyu
kırmızı renk" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Bordeaux"Fransa'da
bir kent" özel adından türetilmiştir. Bu sözcük Latince aynı
anlama gelen Burdigala özel adındanevrilmiştir.
13.01.2015
borsa
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ceride-i Havadis - gazete, 1862]
borsa denilen Galata sarraf cemiyeti[ Basiretçi Ali Bey, İstanbul Mektupları, 1874]
borsa komiseri saadetlü Abidin Beyefendinin kaleme alıp
borsa denilen Galata sarraf cemiyeti[ Basiretçi Ali Bey, İstanbul Mektupları, 1874]
borsa komiseri saadetlü Abidin Beyefendinin kaleme alıp
Köken
İt borsa veya Fransızca bourse "menkul
değer çarşısı" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük van der Burse "15.
yy'da Felemenkli tüccar ailesi" özel adından türetilmiştir.
Ek açıklama
Aslı Bruges kentinde van der Burse konağında işleyen kumaş borsası anlamında
iken kullanımda Fransızca bourse "para
kesesi" kelimesinden etkilenmiştir. Türkiye'de ilk borsa 1871'de
açılmıştır.
Benzer sözcükler
karaborsa
10.12.2015
cam
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"cam" [ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
degme bir pençerede biŋ dürlü cām"... kadeh" [ Mesud b. Ahmed, Süheyl ü Nevbahar terc., 1354]
örü durur iken ele aldı cām / anuŋ ˁışḳına anı içti tamām
degme bir pençerede biŋ dürlü cām"... kadeh" [ Mesud b. Ahmed, Süheyl ü Nevbahar terc., 1354]
örü durur iken ele aldı cām / anuŋ ˁışḳına anı içti tamām
Köken
Farsça ve Orta Farsça cām جام "bardak,
kadeh, sürahi" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Avesta (Zend)
dilindeaynı anlama gelen yāme-
Ek açıklama
Benzer sözcükler
buzlu cam, camgöz, camlaşmak, camsı
Bu maddeye gönderenler
04.05.2015
coğrafya
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Kâtip Çelebi, Tuhfetü'l-Kibâr fi Esfârü'l-Bihâr, 1656]
gāh-i devlet olanlara ˁilmi lāzim olan umūrdan biri fenn-i coğrafyādür
gāh-i devlet olanlara ˁilmi lāzim olan umūrdan biri fenn-i coğrafyādür
Köken
Arapça cġrf kökünden gelen cūġrāfīyā جوغرافيّا "tarif-i
arz ilmi" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Eski Yunanca geōgraphía γεωγραφία "yeryüzünün
tasviri, haritacılık, coğrafya" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski
Yunanca gḗ γή "dünya, yeryüzü" ve Eski
Yunanca gráphō γράφω "çizmek, tasvir
etmek" sözcüklerinin bileşiğidir.
Ek açıklama
Sözcüğü ilk kullananın Milet'li Anaksimandros (MÖ 6. yy) olduğu rivayet
edilir. Eski Yunan coğrafyacılığı Hipparkhos ve Ptolemaios'un eserleri
aracılığıyla Arap dünyasında itibar görmüştür.
Benzer sözcükler
coğrafî, coğrafyacı
09.09.2015
dans
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Namık Kemal, Osmanlı Modernleşmesinin Meseleleri, 1873]
dansöz [ Recaizade Ekrem, Araba Sevdası, 1896]
Çengi.. mahut dansözler..dansör [ Sait Faik Abasıyanık, , 1936]
Arkadaşım adamakıllı dansörmüş de
dansöz [ Recaizade Ekrem, Araba Sevdası, 1896]
Çengi.. mahut dansözler..dansör [ Sait Faik Abasıyanık, , 1936]
Arkadaşım adamakıllı dansörmüş de
Köken
Fransızca aynı anlama gelen danse sözcüğünden alıntıdır. Fransızca
sözcük Germence yazılı örneği bulunmayan*dintjan "sallanmak,
koşuşmak" fiilinden türetilmiştir.
Benzer sözcükler
dansing, dansör, dansöz
05.01.2015
edebiyat
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ˁulūm-ı edebīye (...) edebiyāt
ˁulūm-ı edebīye (...) edebiyāt
Köken
Arapça adabīyāt أدبيّات "edep literatürü, kültür
ve ahlaka ilişkin yazı türleri" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapçaadabī أدبى "edebe
ilişkin" sözcüğünün çoğuludur. Bu sözcük Arapça Adb kökünden
gelen adab أدب "1. görgü, terbiye, kültür, 2.
yaşam tarzına ilişkin hikaye ve gözlemlerden oluşan ve Arapçada 8. yy'dan
itibaren yaygınlaşan yazı türü" sözcüğünün nisbet halidir.
Benzer sözcükler
edebî, edebileşmek, edebileştirmek, edebiyat yapmak, edebiyatçı
03.11.2014
edep
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Kutadgu Bilig, 1069]
aġırladı ḥacīb orun birdi tör / adab birle Ay toldı oldurdı kör [Hacib saygı gösterdi, baş köşede yer verdi, Aydoldu edep ile oturdu, gör][ Mesud b. Ahmed, Süheyl ü Nevbahar terc., 1354]
yad yirde süci içüp yatmaġıl / edebsizlik olur anı itmegil.
aġırladı ḥacīb orun birdi tör / adab birle Ay toldı oldurdı kör [Hacib saygı gösterdi, baş köşede yer verdi, Aydoldu edep ile oturdu, gör][ Mesud b. Ahmed, Süheyl ü Nevbahar terc., 1354]
yad yirde süci içüp yatmaġıl / edebsizlik olur anı itmegil.
Köken
Arapça Adb kökünden gelen adab أدب "görgü,
terbiye" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça adaba أدب "konuk
ağırladı, terbiyeli ve kültürlü idi"
Benzer sözcükler
bîedep, edep yeri, edephane, edeplenmek, edepli, edepsiz
Bu maddeye gönderenler
15.07.2015
film
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ İlan-ı Ticaret, 1924]
Bayer fotoğraf ve film ve kâğıtları
Bayer fotoğraf ve film ve kâğıtları
Köken
Fransızca filme veya �ng film "1.
ince zar, 2. fotoğraf veya sinema filmi" sözcüğünden alıntıdır. Bu
sözcük Germenceyazılı örneği bulunmayan *fellam "deri"
biçiminden evrilmiştir. Germence biçim Hintavrupa Anadilinde yazılı
örneği bulunmayan *pelno- "deri" biçiminden
evrilmiştir. Bu biçim Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği
bulunmayan *pel-4"deri yüzmek" kökünden
türetilmiştir.
Benzer sözcükler
filim, filmci, filmleştirmek
Bu maddeye gönderenler
28.08.2013
girdap
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed b. Kadı-i Manyas, Gülistan tercümesi, 1429]
iki karındaş var-ıdı bir girdāba düşdiler[ anon., Ferec ba'd eş-şidde, 1451 yılından önce]
girdābdur, bunda gemi halāṣ olmaz
iki karındaş var-ıdı bir girdāba düşdiler[ anon., Ferec ba'd eş-şidde, 1451 yılından önce]
girdābdur, bunda gemi halāṣ olmaz
Köken
Farsça girdāb گِرْداب "su döngüsü"
sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Farsça gard veya gird گِرْد "dönen,
döngü" veFarsça āb آب "su"
sözcüklerinin bileşiğidir.
11.05.2015
gişe
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Rasim, Şehir Mektupları, 1899]
bilet parasının tamamı tamamına hazırlanmasını ve gişelerde para bozulmamasını
bilet parasının tamamı tamamına hazırlanmasını ve gişelerde para bozulmamasını
Köken
Fransızca guichet "1. küçük kapı, girinti, 2.
bilet veya banka veznesi" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Norsça
(Vikingce) wik "girinti, kapı" sözcüğünün
küçültme halidir.
Ek açıklama
Karş. wicket (aynı anlamda).
05.07.2012
gitar
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Mithat, Felatun Bey ve Rakım Efendi, 1875]
gāh bir gitaranın aheng-i pesti bir evin penceresinden ağır ağır çıkar
gāh bir gitaranın aheng-i pesti bir evin penceresinden ağır ağır çıkar
Köken
Fransızca guitare "bir tür telli çalgı"
sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük �sp aynı anlama
gelen guitara sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça aynı
anlama gelen kītār كيتار sözcüğünden alıntıdır.
Arapça sözcük Eski Yunanca aynı anlama gelen kithára κιθάρα sözcüğünden
alıntıdır. Yunanca sözcük Eski Farsça bir sözcükten alıntıd
olabilir; ancak bu kesin değildir.
Ek açıklama
Yunanca sözcük muhtemelen Eski Farsça bir çalgı adından alıntıdır.
Karş. Farsça sitār "üç telli
çalgı", dutār "iki telli çalgı" < tār "tel,
saç". Chant 530: "Emprunt oriental probable." • Aynı
sözcük Batı dillerine Yunancadan aracısız olarak Fransızca cithare, cither/zither şeklinde
aktarılmıştır. Ayrı çalgı adıdır.
Benzer sözcükler
gitarist
19.06.2015
gül
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Edib Ahmed, Atebet-ül Hakayık, 1250 (1444) yılından önce]
yā būstān teg ol ḥilm karam al gul ol [hilm bir bahçe gibi dir, kerem ise al güldür]
yā būstān teg ol ḥilm karam al gul ol [hilm bir bahçe gibi dir, kerem ise al güldür]
Köken
Farsça gul گل "çiçek, özellikle gül"
sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça aynı anlama
gelen vardsözcüğünden evrilmiştir. (Kaynak: Barth 1369)
Bu sözcük Avesta (Zend) dilinde aynı anlama gelen varəḏa Avestaca
sözcük Hintavrupa Anadilinde aynı anlama gelen yazılı örneği
bulunmayan *wrod- sözcüğünden evrilmiştir.
Ek açıklama
/v-/ > /gu-/ evrimi Farsçada standarttır. Karş. güman, günah, güzide, küstah. /rd/ > /l/ evrimi
için karş. dil2, salname. • vıl "gül"
orijinal önsesi korur. gul Farsçadan alıntıdır. Arapça ward ورد, Ermenice vard վարդ
"gül" Eski ve Orta Farsçadan alıntıdır.
Benzer sözcükler
gül kurusu, gül pembe, güldeste, gülgiller, gülibrişim, gülistan, güllük,
gülrû, gülzar
Bu maddeye gönderenler
10.12.2015
gri
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Mithat, , 1900 yılından önce]
ayaklarında griz denilen boz renkte bir pantolon
ayaklarında griz denilen boz renkte bir pantolon
Köken
Fransızca gris "kır renk" sözcüğünden
alıntıdır. Fransızca sözcük Germence aynı anlama gelen yazılı
örneği bulunmayan*grîs biçiminden evrilmiştir.
Ek açıklama
Karş. Almanca Greise "ak
saçlı", Holandaca grijs "gri". Buna
karşılık grey "gri" etimolojik açıdan alakasız
görünmektedir.
Benzer sözcükler
gıpgri, grileşmek
11.12.2015
hokkabaz
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"hokka oynatan, bir tür akrobat" [ Ömer b. Mezîd,
Mecmuatü'n-nezâir, 1437]
lebüŋ menbaˁ durur her gizlü rāza / kim ağzuŋ benzemişdür ḥokka-bāza
lebüŋ menbaˁ durur her gizlü rāza / kim ağzuŋ benzemişdür ḥokka-bāza
Köken
Arapça ḥukka(t) "hokka" ve Farsça bāz "oynatan"
sözcüklerinin bileşiğidir.
28.07.2015
iblis
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
adı iblīsdür ... cān-ı bincān ḳavmidür
adı iblīsdür ... cān-ı bincān ḳavmidür
Köken
Arapça bls kökünden gelen iblīs إبليس "kandırıcı,
şeytan" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Eski Yunanca diábolosδιάβολος "kandırıcı,
şeytan" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski Yunanca diabállō διαβάλλω "yanlışa
yöneltmek, kandırmak" fiilinden türetilmiştir. Yunanca fiil Eski
Yunanca bállō, bol- βάλλω,
βολ- "atmak" fiilinden dia+ önekiyle
türetilmiştir.
Ek açıklama
diabolo, Fransızca diable, devil, Almanca Teufel "şeytan"
Kilise Latincesi yoluyla Yunancadan alınmıştır.
Bu maddeye gönderenler
09.09.2015
ibne
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"pasif eşcinsel" [TezhibK, 1897]
Köken
Arapça ibna(t) إبنة "kız evlat" sözcüğünden
alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ibn إبن "oğul,
evlat" sözcüğünün dişilidir.
Ek açıklama
Türkçe argoda güncel anlamıyla kullanımı 19. yy sonlarından önce kayıtlı değildir.
Benzer sözcükler
hibino, ibneleşmek, ibnelik, ibnetor
02.09.2015
ibre
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ibre: iğne, saatin ve kıblenümānın yelkovanı, demir kalem, mil.
ibre: iğne, saatin ve kıblenümānın yelkovanı, demir kalem, mil.
Köken
Arapça Abr kökünden gelen ibra(t) إبرة "iğne,
akrep veya arının iğnesi" sözcüğünden alıntıdır.
25.08.2014
inat
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Sinan Paşa, Tazarru'nâme, 1482]
ḥubb-i dünyā [dünya sevgisi] maˁden-i cehl ü ˁınād
ḥubb-i dünyā [dünya sevgisi] maˁden-i cehl ü ˁınād
Köken
Arapça ˁnd kökünden gelen ˁinād عناد "inat
etme, keyfi veya sübjektif olma" sözcüğünden alıntıdır. Arapça
sözcük Arapça ˁanada عَنَدَ "ısrar
ve inat etti" fiilinin fiˁāl vezninde
masdarıdır. Bu sözcük Arapça ˁind عِنْد "taraf,
sübjektif görüş" sözcüğünden türetilmiştir.
Benzer sözcükler
inatçı, inatlaşmak
Bu maddeye gönderenler
28.07.2015
kabız
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ḳabż: (...) inkıbaz [peklik][ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
ḳabż: (...) 4. Tutgunluk, peklik. (Bu manasıyla Türkçede sıfat gibi dahi kullanılp, ismi 'kabızlık' suretinde ifade olunur.)
ḳabż: (...) inkıbaz [peklik][ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
ḳabż: (...) 4. Tutgunluk, peklik. (Bu manasıyla Türkçede sıfat gibi dahi kullanılp, ismi 'kabızlık' suretinde ifade olunur.)
Köken
Arapça ḳābḍ قبض "tutma, sıkma" sözcüğünden
alıntıdır.
Benzer sözcükler
kabızlık
17.04.2015
kabile
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[Rab, 1310]
ey karındaş, biziŋ ḳabīlemizde kimerse terge kirgen érmes [bizim kabilemizde kimse maaşla çalışmaz]
ey karındaş, biziŋ ḳabīlemizde kimerse terge kirgen érmes [bizim kabilemizde kimse maaşla çalışmaz]
Köken
Arapça ḳbl kökünden gelen ḳabīla(t) قبيلة "zümre,
oymak" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ḳabila قَبِلَ "aldı"
fiilinin faˁīlā(t) vezninde sıfat
dişilidir.
Benzer sözcükler
kabilecilik, kabileleşmek
17.08.2017
kabir
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[Rab, 1310]
kaçan men öldüm erse bu bitigni kefenimge çulğap menin birle ḳabrde koyun [ben öldüğümde bu yazıyı kefenime sarıp benimle kabre koyun]
kaçan men öldüm erse bu bitigni kefenimge çulğap menin birle ḳabrde koyun [ben öldüğümde bu yazıyı kefenime sarıp benimle kabre koyun]
Köken
Arapça ḳbr kökünden gelen ḳabr قبر "1.
gömme, 2. çukur, mezar" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ḳabaraقَبَرَ "gömdü"
fiilinin faˁl vezninde
masdarıdır.
Ek açıklama
Karş. Akatça ḳabru/ḳubūru "kabir".
Benzer sözcükler
kabristan
Bu maddeye gönderenler
23.08.2017
kablo
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"telgraf teli" [ Düstur, 1884]
Dersaadet-Bozcaada-Selanik-Limni telgraf kabloları imtiyaz mukavelenamesi[ Tıngır & Sinapian, Istılahat Lugati, 1892]
Câble soumarin [Fr.]: tahtelbahir kablo.
Dersaadet-Bozcaada-Selanik-Limni telgraf kabloları imtiyaz mukavelenamesi[ Tıngır & Sinapian, Istılahat Lugati, 1892]
Câble soumarin [Fr.]: tahtelbahir kablo.
Köken
Fransızca câble veya câbleau "urgan,
halat, (mec.) yalıtılmış elektrik teli" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca
sözcük Geç Latince capulum "urgan"
sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Aramice/Süryanice aynı
anlama gelen ḥebel
Ek açıklama
İlk kez 6. yy'da Sevilla'lı İsidore'da görülen Latince sözcük muhtemelen
Kuzey Afrika Fenike dilinden alınmıştır. Fenike dili Aramicenin bir lehçesidir.
Karş. Arapça ḥabl "ip, urgan".
Benzer sözcükler
kablolu yayın, kablosuz
07.09.2017
kabul
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Edib Ahmed, Atebet-ül Hakayık, 1250 (1444) yılından önce]
ḳabūl kılsa taŋ yok bu as hedyeni [kabul edse hayret değil bu küçük hediyeyi]
ḳabūl kılsa taŋ yok bu as hedyeni [kabul edse hayret değil bu küçük hediyeyi]
Köken
Arapça ḳbl kökünden gelen ḳabūl قبول "alma,
alış" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ḳabila قَبِلَ "aldı"
fiilinin faˁūl vezninde
masdarıdır.
Ek açıklama
Arapça fiilin aktif hali ḳabala "yönelmek",
pasif hali ḳabila "almak" anlamındadır. Karş. ḳabl "ön,
önce", ḳibla "yön", ḳabīl"tür,
cins". Aynı Sami kökünden ḳibēl "almak, kabul
etmek".
Benzer sözcükler
hüsnükabul, kabul günü, kabullenmek, önkabul
Bu maddeye gönderenler
ikbal, istikbal (müstakbel), kabala1, kabala2, kabil1 (kabiliyet), kabil2 (kabile), kıble (kıblenüma), makabl (hissikablelvuku), makbul, mukabele (bilmukabele, mukabil), tekabül (mütekabil)
24.04.2015
kâbus
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Yadigâr-ı İbni Şerif, 1421? yılından önce]
kābūs gibi ummü's-sıbyan gibi ve saˁr gibi ve dahi niçe illetler cindendir ve ervāh-ı hābisedendir
kābūs gibi ummü's-sıbyan gibi ve saˁr gibi ve dahi niçe illetler cindendir ve ervāh-ı hābisedendir
Köken
Arapça kbs kökünden gelen kābūs كابوس "gece
gelen sıkıntı" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Aramice/Süryanice kəbāşā כבשא "basınç,
baskı" Bu sözcük Aramice/Süryanice kəbaş כבש "basma,
bastırma, sıkma" fiilinden türetilmiştir.
18.08.2017
kahve
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Kaynakça yok, 1550]
kahvehane [ Kâtip Çelebi, Mizânü'l-Hak fi İhtiyâri'l-Ehakk, 1656]
[H 1000 M 1591 tarihinden sonra] her sokak başında ḳahve χāneler açıldı, ḳıṣṣaχānlar, çengīler ile χalk işden gücden kalub kār ü kesbi muˁattal olduğundankahverengi [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1683 yılından önce]
kır at üzre Mıṣr sarığı ile ḳahve rengi kürki ve köse sakalı
kahvehane [ Kâtip Çelebi, Mizânü'l-Hak fi İhtiyâri'l-Ehakk, 1656]
[H 1000 M 1591 tarihinden sonra] her sokak başında ḳahve χāneler açıldı, ḳıṣṣaχānlar, çengīler ile χalk işden gücden kalub kār ü kesbi muˁattal olduğundankahverengi [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1683 yılından önce]
kır at üzre Mıṣr sarığı ile ḳahve rengi kürki ve köse sakalı
Köken
Arapça ḳhw kökünden gelen ḳahwa(t) قهوة "1.
koyu şey, özsuyu [esk.], 2. coffea arabica bitkisinin tohumlarından elde edilen
içecek" sözcüğünden alıntıdır.
Ek açıklama
İlk kez 15. yy ortalarında Yemen'de kaydedilmiş, Kâtip Çelebi'ye göre H 950
(M 1543) dolayında Yemen'den İstanbul'a ve daha sonra buradan Avrupa'ya
götürülmüştür. Arapça sözcüğün etimolojisi muğlaktır. Nihai kaynağın bir
Etiyopya dili veya Etiyopya'da bir toponim olduğu savunulmuştur.
Benzer sözcükler
kahve makinesi, kahvehane, kahverengi, kurukahveci
Bu maddeye gönderenler
05.09.2017
kırmızı
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Codex Cumanicus, 1303]
İt: cremizi - Fa & Tr: kremizi
İt: cremizi - Fa & Tr: kremizi
Köken
Arapça ve Farsça ḳirmizī قرمزى "canlı kırmızı boya"
sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ve Farsça ḳrmzkökünden
gelen ḳirmiz قرمز "kırmızı boya veren bir
böcek, koşnil" sözcüğünün nisbet halidir. Bu sözcük Sanskritçe kr̥miकृमि "kurtçuk,
larva, böcek" sözcüğünden alıntıdır. Sanskritçe sözcük Hintavrupa Anadilinde yazılı
örneği bulunmayan*kʷr̥mis "kurtçuk" biçiminden
evrilmiştir.
Ek açıklama
Batı dillerine Arapçadan geçmiştir. Karş. Geç Latince cremixile, crimson "koşnil
kırmızısı".
Benzer sözcükler
kıpkırmızı, kırmız, kırmızılaşmak
22.04.2017
kitap
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Kutadgu Bilig, 1069]
kitābḳa bitindi bu χāḳan atı [kitaba yazıldı bu hakanın adı]
kitābḳa bitindi bu χāḳan atı [kitaba yazıldı bu hakanın adı]
Köken
Arapça ktb kökünden gelen kitāb كتاب "yazılı
şey, belge, kitap" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça katabaكَتَبَ "yazı
yazdı" fiilinin fiˁāl vezninde
masdarıdır. Bu sözcük Aramice/Süryanice kətab כתב "1.
dikiş dikmek, bağlamak, raptetmek, 2. yazı yazmak"
Ek açıklama
Ana-Samice ktb kökünün nihai anlamı “dikiş dikmek, bağlamak,
raptetmek” olup, “yazı yazma” anlamı en erken Aramcada kaydedilmiştir. Arapça
sözcük muhtemelen Aramcadan alıntıdır.
Benzer sözcükler
kitabe, kitabet, kitabevi, kitabi, kitabiyat, kitapçı, kitaplık, kitapsız
Bu maddeye gönderenler
12.05.2015
köşe
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"... derviş zaviyesi" [ anon., Tezkiretü'l-Evliya terc., 1341]
gūşeler içinde χalvetlerde oturanlar[ Meninski, Thesaurus, 1680]
kūşe, koşe vul. köşe
gūşeler içinde χalvetlerde oturanlar[ Meninski, Thesaurus, 1680]
kūşe, koşe vul. köşe
Köken
Farsça gōşa گوشه "bucak, zaviye"
sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça aynı anlama
gelen gōşaksözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Avesta (Zend)
dilinde aynı anlama gelen gaoşa- Avestaca
sözcük Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *geu- "bükmek,
kırmak" kökünden türetilmiştir.
Benzer sözcükler
dörtköşe, gûşe, köşe başı, köşe bucak, köşe kapmaca, köşe taşı, köşe vuruşu,
köşe yazarı, köşeci, köşeleme, köşeli, köşeli parantez
Bu maddeye gönderenler
27.04.2015
köşk
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
köşk ile ḥūr u ḳuṣūr bezm u yarak [köşk, huriler ve kasırlar, meclisler ve donanımlar]
köşk ile ḥūr u ḳuṣūr bezm u yarak [köşk, huriler ve kasırlar, meclisler ve donanımlar]
Köken
Farsça kūşk veya kōşk كوشك "kule,
saray, kasr" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça aynı
anlama gelenkōşk sözcüğünden evrilmiştir.
Ek açıklama
Milat civarında kaydedilmiş olan Aramice/Süryanice ḳōşḳā "kule,
saray" biçimi muhtemelen Farsçadan alınmıştır. Jastrow 1343.
• Arapça cawsaḳ "saray", Süryanice ve
Orta Farsça gōşaḳ veya gōşəḳ biçiminden
alıntıdır. Lane 1:486. • Farsça sözcüğün köşige "gölge"
sözcüğünden türetilmesi spekülatiftir.
Bu maddeye gönderenler
17.04.2015
lacivert
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"mavi renk" [ Danişmend-Name, 1360]
Açıldı lājiverd kubbe kenārı / Çıkardı ˁāleme altun fenārı[ Fatih Sultan Mehmed, Kanunname-i Al-i Osman, 1481 yılından önce]
yeniçeri taifesine her yıl beşer zirā lāciverd çuka
Açıldı lājiverd kubbe kenārı / Çıkardı ˁāleme altun fenārı[ Fatih Sultan Mehmed, Kanunname-i Al-i Osman, 1481 yılından önce]
yeniçeri taifesine her yıl beşer zirā lāciverd çuka
Köken
Farsça lācivardī لاجوردي "lacivert taşı
rengi" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Farsça lācivard لاجورد "Afganistan'da
çıkan koyu mavi süs taşı, lapis lazuli" sözcüğünden +ī ekiyle
türetilmiştir. Bu sözcük Sanskritçe aynı anlama gelenrācāvarta राजावर्त sözcüğünden
alıntıdır. Sanskritçe sözcük Sanskritçe rācā "kral"
ve Sanskritçe varta "tayın, rızk, pay"
sözcüklerinin bileşiğidir.
Ek açıklama
20. yy başlarına dek renk adı olarak laciverdî tercih
edilmiştir. Laciverd, esasen bu renkteki taşın adıdır. • Batı
dillerine Arapça aracılığıyla Farsçadan geçmiştir. Karş. Latince lapis lazuli, lazurite.
09.09.2017
limon
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Codex Cumanicus, 1303]
limomi - Fa & Tr: limon[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
limonī mīzac [ekşi, öfkeli kişilik]
limomi - Fa & Tr: limon[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
limonī mīzac [ekşi, öfkeli kişilik]
Köken
Arapça ve Farsça līmūn veya līmōn ليمون "turunçgillerden
maruf meyve" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Sanskritçe aynı
anlama gelen nimbū निम्बू sözcüğünden alıntıdır.
Ek açıklama
Antik çağdan beri bilinen acı limonun (citron) değişik türü
olarak Avrupa ülkelerine 12. yy'da Arap ülkelerinden getirilmiş ve adı
Arapçadan alınmıştır. Karş. lemon, Fransızca limon, limone vs.
Benzer sözcükler
limoni
Bu maddeye gönderenler
13.04.2015
marş
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"yürüyüş şarkısı" [ Tıngır & Sinapian, Istılahat Lugati,
1892]
Marche [Fr.]: ... (Mus.) marş denilen hava."... otomobili harekete geçiren mekanizma" [ Cumhuriyet - gazete, 1950]
dizel makine için 32 volt komple marş motörü
Marche [Fr.]: ... (Mus.) marş denilen hava."... otomobili harekete geçiren mekanizma" [ Cumhuriyet - gazete, 1950]
dizel makine için 32 volt komple marş motörü
Köken
Fransızca marche "1. yürüyüş, yürüme, 2. yürü!
(emir), 3. yürüyüş şarkısı, 4. otomobil yürütme mekanizması" sözcüğünden
alıntıdır. Fransızca sözcük Fransızca marcher "yürümek,
basmak" fiilinden türetilmiştir. Bu sözcük Geç Latince marcare "ayaklarını
sertçe yere basma" fiilinden evrilmiştir. Geç Latince fiil Germence bir
sözcükten türetilmiştir.
Benzer sözcükler
marş marş, marşa basmak
Bu maddeye gönderenler
18.06.2015
martı
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ anon., Câmiü'l-Fürs, 1501]
martī[ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1683 yılından önce]
saka kuşı ve balıkçıl ve martı ve yelve ve yelkovan ve niçe bunun emsāli su kuşları
martī[ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1683 yılından önce]
saka kuşı ve balıkçıl ve martı ve yelve ve yelkovan ve niçe bunun emsāli su kuşları
Köken
İt martin pescatore "balıkçıl kuşu" deyiminden
alıntıdır. deyim Latince maritimus "denize
ait, denizci" sözcüğünden evrilmiştir.
Ek açıklama
Karş. martin, Almanca Martinus, Rusça martı "balıkçıl
kuşu". Türkçede farklı bir kuş türünün adıdır.
01.09.2017
marul
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Codex Cumanicus, 1303]
latucha - Tr: marul[ Yadigâr-ı İbni Şerif, 1421? yılından önce]
kāsnī toχmı ve mārūl toχmı her birinden beşer dirhem
latucha - Tr: marul[ Yadigâr-ı İbni Şerif, 1421? yılından önce]
kāsnī toχmı ve mārūl toχmı her birinden beşer dirhem
Köken
Orta Yunanca marúlion veya marýlion μαρούλιον "yaprakları
salata olarak yenilen bir bitki, lactuca sativa" sözcüğünden alıntıdır.
(Kaynak: DuCG 1:880) Yunanca sözcük Latince amarula "acı
ot, yaprakları salata olarak yenilen bir bitki, lactuca sativa"
sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Latince amarus "acı"
sözcüğünün küçültme halidir.
Ek açıklama
Türkçeye, eşdeğer Farsça veya Arapça biçim üzerinden alınmış olmalıdır.
Ancak Arapça ve Farsça sözlüklerde bulunamadı.
10.12.2015
masa
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
masa ماسه: Trapezanın küçüğü, sofra.
masa ماسه: Trapezanın küçüğü, sofra.
Köken
İt mensa "sofra, yemek masası" sözcüğünden
alıntıdır. sözcük Latince aynı anlama gelen mensa sözcüğünden
evrilmiştir.
Ek açıklama
Osmanlı toplumunda masada yemek yeme adeti 1830'lardan itibaren yaygınlık
kazandı.
Bu maddeye gönderenler
14.01.2015
masaj
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ İlan-ı Ticaret, 1910]
Banyo, duş, masaj için ayrı ayrı daireler mevcutturmasör "[Fr masseur] masaj yapan" [ İlan-ı Ticaret, 1910]
mütehassıs masörler vardırmasöz "[Fr masseuse] masaj yapan kadın" [ Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kokotlar Mektebi, 1927]
Sabahleyin banyomu yaptıktan sonra 'masöz' gelir
Banyo, duş, masaj için ayrı ayrı daireler mevcutturmasör "[Fr masseur] masaj yapan" [ İlan-ı Ticaret, 1910]
mütehassıs masörler vardırmasöz "[Fr masseuse] masaj yapan kadın" [ Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kokotlar Mektebi, 1927]
Sabahleyin banyomu yaptıktan sonra 'masöz' gelir
Köken
Fransızca aynı anlama gelen massage sözcüğünden alıntıdır. Fransızca
sözcük Fransızca masser "masaj yapmak" fiilinden +age ekiyle
türetilmiştir. (İlk kullanımı: 1769 Guillaume Le Gentil, Fr. seyyah.)
Bu sözcük Arapça masḥ مسح "yağla
ovma" sözcüğünden alıntıda olabilir; ancak bu kesin değildir.
Ek açıklama
Fransızca sözcük ilk kez Le Gentil'in Hint Okyanusu seyahatini
anlatan Voyage dans les mers de l'Inde adlı
eserinde, Güney Hindistan'daki Fransız kolonistler arasında kullanılan bir
sözcük olarak görülmüştür.
Benzer sözcükler
masör, masöz
Bu maddeye gönderenler
23.09.2014
masal
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Meninski, Thesaurus, 1680]
mesel vul. masal: Fabula.
mesel vul. masal: Fabula.
Köken
Arapça ms̠l kökünden gelen maṯal مثل "mesel,
öğretici hikâye" sözcüğünden alıntıdır.
Ek açıklama
Mesel sözcüğünün Türkçede özel anlam kazanmış varyantıdır.
04.09.2014
mavi
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Filippo Argenti, Regola del Parlare Turco, 1533]
mauí: turchino chiaro [açık türkuvaz rengi]
mauí: turchino chiaro [açık türkuvaz rengi]
Köken
Arapça māˀī veya māwī ماوى "su
gibi, su rengi, mavi" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça mwh kökünden
gelen māˀ ماء "su" sözcüğünün nisbet
halidir.
Ek açıklama
Daha önce kullanılan gök, Farsça kebūd ve Arapça azraḳ yerine
18. yy'a doğru yaygınlık kazanan bir renk deyimidir.
Benzer sözcükler
masmavi, mavi yolculuk, mavileşmek, mavili, maviş
Bu maddeye gönderenler
10.08.2015
menekşe
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Mesud b. Ahmed, Süheyl ü Nevbahar terc., 1354]
benefşe gül ü sūsen ü yāsemen[ Filippo Argenti, Regola del Parlare Turco, 1533]
beneuscé & menechscé [benevşe, menekşe]: maluagia
benefşe gül ü sūsen ü yāsemen[ Filippo Argenti, Regola del Parlare Turco, 1533]
beneuscé & menechscé [benevşe, menekşe]: maluagia
Köken
Farsça aynı anlama gelen banafşa بنفشه sözcüğünden
alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça aynı anlama gelen vanavşaksözcüğünden
evrilmiştir. Bu sözcük Avesta (Zend) dilinde yazılı örneği
bulunmayan *vana-vaxşa- "orman otu" Avestaca
sözcük Avesta (Zend) dilinde vaxşaiti, vaxş- "yetişmek,
bitmek (bitki)" sözcüğünden türetilmiştir.
Ek açıklama
Arapça banafşac/manafşac, mənīşkā, Ermenice manişag մանիշակ
biçimleri Farsçadan alınmıştır. /b/ > /m/ evriminin
Farsçada mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Benzer sözcükler
benefşe, menevşe
30.08.2017
mor
arihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Yadigâr-ı İbni Şerif, 1421? yılından önce]
değirmen arklarında biter ve baldırı mor [böğürtlen rengi] olur[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
morarmak[ Ahmed Rasim, Şehir Mektupları, 1897]
Hatta mosmor olup kederimden pembe dudaklarımı yakan
değirmen arklarında biter ve baldırı mor [böğürtlen rengi] olur[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
morarmak[ Ahmed Rasim, Şehir Mektupları, 1897]
Hatta mosmor olup kederimden pembe dudaklarımı yakan
Köken
Yeni Yunanca móron μόρον "karadut veya böğürtlen"
veya Ermenice aynı anlama gelen morm veya mor մորմ/մոր sözcüğünden
alıntıdır. Bu sözcük Hintavrupa Anadilinde aynı anlama gelen
yazılı örneği bulunmayan *moro-biçiminden evrilmiştir.
Ek açıklama
Karş Bahçelerde mor meni (türkü)
< Ermenice mormeni մորմենի "böğürtlen
çalısı". • Aynı HAvr kökten Latince morum"böğürtlen".
Benzer sözcükler
morarmak, morartmak, morartı, morluk, mosmor
10.12.2015
müzik
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ İbrahim Alaattin (Gövsa), Yeni Türk Lugatı, 1930]
müzik: Musiki.
müzik: Musiki.
Köken
Fransızca musique sözcüğünden alıntıdır. Fransızca
sözcük Eski Yunanca mousikḗ μουσική sözcüğünden
alıntıdır. Bu sözcük Eski Yunanca Moúsa Mούσα "ilham
perisi" sözcüğünden +ik- ekiyle
türetilmiştir.
Ek açıklama
Yunan kökenli olup Arapça üzerinden alınan musıkî yerine
sözcüğün Fransızca biçimi 20. yy başından itibaren özellikle Batı kökenli müzik
türlerini ifadede tercih edilmiştir.
Benzer sözcükler
etnomüzikoloji, müzikalite, müzikolog, müzikoloji, müziksever
Bu maddeye gönderenler
31.08.2012
okyanus
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
oḳyānūs: Dış deniz, bahr-i muhit.
oḳyānūs: Dış deniz, bahr-i muhit.
Köken
Arapça uḳyānūs اوقيانوس "dünyayı çevreleyen
büyük deniz" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Eski Yunanca aynı
anlama gelen ōkeanós ωκεανός sözcüğünden alıntıdır.
Ek açıklama
Yunanca sözcüğün etimolojisine ilişkin devasa literatür büsbütün
semeresizdir. Bkz. Frisk II:1145, Chant 1299.
Benzer sözcükler
Okyanusya
Bu maddeye gönderenler
22.06.2015
pembe
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"pamuk" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1683 yılından önce]
dağlarda bir gūne taşlardan kireç hāsıl olur kim kardan ve pembe ve südden beyaz bir gūne kireçdir"soluk gül rengi" [ Vartan Paşa, Akabi Hikâyesi, 1851]
tatlı pembe de var ve pek güzel mine mavisi de bulunur[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
toz pembesi: Ayva gülü; pembe yanak
dağlarda bir gūne taşlardan kireç hāsıl olur kim kardan ve pembe ve südden beyaz bir gūne kireçdir"soluk gül rengi" [ Vartan Paşa, Akabi Hikâyesi, 1851]
tatlı pembe de var ve pek güzel mine mavisi de bulunur[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
toz pembesi: Ayva gülü; pembe yanak
Köken
Farsça panba پنبه "pamuk" sözcüğünden
alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça aynı anlama gelen pambak sözcüğünden
evrilmiştir.
Ek açıklama
18. yy başlarına dek sadece "pamuk" anlamında görülen sözcüğün
"açık gül rengi" anlamı daha sonra türemiş olup güvenilir bir
açıklaması yoktur. Pamuk rengi şüphesiz beyazdır.
Benzer sözcükler
pembeleşmek
10.10.2014
renk
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Codex Cumanicus, 1303]
tinta - Fa: rang - Tr: boya vel rang (...) cholor - Fa & Tr: rang[ Şeyhoğlu, Marzubânnâme terc., 1380]
envāˁ-ı reyāhīn ve reng-ā-reng çiçekler birle[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
Renk vermek: boyamak, izhar, açığa boyamak. Renk vermemek: ketm, anlatmamak.
tinta - Fa: rang - Tr: boya vel rang (...) cholor - Fa & Tr: rang[ Şeyhoğlu, Marzubânnâme terc., 1380]
envāˁ-ı reyāhīn ve reng-ā-reng çiçekler birle[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
Renk vermek: boyamak, izhar, açığa boyamak. Renk vermemek: ketm, anlatmamak.
Köken
Farsça ve Orta Farsça rang رنگ "boya,
renk, (mec.) göz boyama, hile, al" sözcüğünden alıntıdır. (NOT: Farsça
sözcük Sanskritçe rāga राग "renk,
özellikle kırmızı renk" ) Bu sözcük Hintavrupa Anadilinde yazılı
örneği bulunmayan *reg-3"boyamak" biçiminden
evrilmiştir.
Ek açıklama
Hint müziğinde "makam" anlamında kullanılan rāga esasen
"renk" demektir.
Benzer sözcükler
rengârenk, rengi atmak, renk vermek, renklenmek, renklendirmek, renkli,
renksiz
20.08.2017
sanat
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Codex Cumanicus, 1303]
ars - Fa: senaat - Tr: pesa [pîşe][ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
gizlü kalmaz ˁilm ü sanˁat
ars - Fa: senaat - Tr: pesa [pîşe][ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
gizlü kalmaz ˁilm ü sanˁat
Köken
Arapça ṣnˁ kökünden gelen ṣanˁa(t) صنعة veya Arapça ṣanāˁa(t) صناعة "ustalık,
hüner, imalat" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça ṣanaˁa صنع "at
yetiştirdi, ustalık ve beceri gerektiren bir iş yaptı" fiilinin faˁāla(t) vezninde
masdarıdır.
Benzer sözcükler
güzel sanatlar, sanat okulu, sanatçı, sanatkâr, sanatkârane, sanatlı,
sanatsal
Bu maddeye gönderenler
10.04.2015
siyah
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Codex Cumanicus, 1303]
nigrum - Fa: sia - Tr: χara[ Erzurumlu Darir, Kıssa-i Yusuf terc., 1377 yılından önce]
lāle ol dem dökdi jāle kıldı āh / nideyüm (ben) olmışam baχt-i siyāh"... kara derili" [ anon., Ferec ba'd eş-şidde, 1451 yılından önce]
çün ol siyāh yemekden içmekden fāriğ düşdi
nigrum - Fa: sia - Tr: χara[ Erzurumlu Darir, Kıssa-i Yusuf terc., 1377 yılından önce]
lāle ol dem dökdi jāle kıldı āh / nideyüm (ben) olmışam baχt-i siyāh"... kara derili" [ anon., Ferec ba'd eş-şidde, 1451 yılından önce]
çün ol siyāh yemekden içmekden fāriğ düşdi
Köken
Farsça siyāh veya siyah سياه/سيه "kara"
sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça aynı anlama
gelen syāvsözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski Farsça ve
Avesta (Zend) dilinde aynı anlama gelen syāva- sözcüğünden
evrilmiştir. (NOT: Eski Farsça sözcük Sanskritçe śyāmá श्याम "koyu
renk, esmer, siyah" ) Sanskritçe sözcük Hintavrupa Anadilinde yazılı
örneği bulunmayan *kiē-mo- "koyu renk, esmer"
biçiminden evrilmiştir.
Ek açıklama
Ermenice syaw սեաւ > sév սէւ (aynı anlamda)
biçimi Eski Farsçadan alınmış olmalıdır.
Benzer sözcükler
simsiyah, siyahî, siyahlık
10.04.2015
spor
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Rasim, Şehir Mektupları, 1897]
İspor İngilizce bir kelimedir ki bizde koşu, yarış, müsabaka, güreş ve buna mümasil eğlence ve oyunların cümlesine şamildir."... hafif otomobil modeli" [ Cumhuriyet - gazete, 1928]
İspor İngilizce bir kelimedir ki bizde koşu, yarış, müsabaka, güreş ve buna mümasil eğlence ve oyunların cümlesine şamildir."... hafif otomobil modeli" [ Cumhuriyet - gazete, 1928]
Köken
Fransızca sport "oyun amacıyla yapılan beden
eğitimi" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük �ng aynı
anlama gelensport sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski
Fransızca desport "oyalanma, eğlence, oyun"
sözcüğünden türetilmiştir. Eski Fransızca sözcük Eski Fransızca desporter "yükten
kurtulmak, rahatlamak" fiilinden türetilmiştir. Eski Fransızca fiil Eski
Fransızca porter "yük taşımak" fiilinden de+ önekiyle
türetilmiştir.
Ek açıklama
Modern anlamı İngilizcede oluşmuş ve diğer dillere İngilizceden alınmıştır.
Ancak Türkçe telaffuz Fransızcayı taklit eder.
Benzer sözcükler
spor otomobil, spor toto, sporcu, sporsever, sportif
Bu maddeye gönderenler
19.08.2017
sütun
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Codex Cumanicus, 1303]
columpna - Fa: stun - Tr: tic agač[ Ahmed b. Kadı-i Manyas, Gülistan tercümesi, 1429]
sutūna ṭoğrı gitdi ve mellāh elindeki ipi çekdi ve aldı
columpna - Fa: stun - Tr: tic agač[ Ahmed b. Kadı-i Manyas, Gülistan tercümesi, 1429]
sutūna ṭoğrı gitdi ve mellāh elindeki ipi çekdi ve aldı
Köken
Farsça sutūn veya ustūn ستون "direk,
sütun" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça aynı
anlama gelen stūnsözcüğünden evrilmiştir. (NOT: Bu sözcük Avesta
(Zend) dilinde aynı anlama gelen stūna- Avestaca
sözcük Sanskritçe aynı anlama gelen sthūnā स्थूणा )
Sanskritçe sözcük Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği
bulunmayan*stāu- veya stōu- "durdurmak, dikmek"
biçiminden evrilmiştir. Bu biçim Hintavrupa Anadilinde yazılı
örneği bulunmayan *stā- "durmak" biçiminden
evrilmiştir.
Ek açıklama
Aynı HAvr kökten Eski Yunanca *stōís, staurós "sütun,
direk", Latince instaurare "direk
dikmek", Almanca Stütze"destek", Stau "set,
durdurucu".
Bu maddeye gönderenler
11.08.2015
süvari
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
süvar [ Danişmend-Name, 1360]
atma süvār oldıYeni Osmanlıca: süvari [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
gemi süvārīsi: kumandanı
atma süvār oldıYeni Osmanlıca: süvari [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
gemi süvārīsi: kumandanı
Köken
Farsça suvār سوار "ata binen, binici"
sözcüğünden +ī ekiyle
türetilmiştir. Farsça sözcük Orta Farsça aynı anlama gelenasvār sözcüğünden
evrilmiştir. Bu sözcük Orta Farsça asb veya asp "at"
sözcüğünden türetilmiştir.
Benzer sözcükler
şehsüvar
09.09.2017
şiir
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Kutadgu Bilig, 1069]
muŋar meŋzetü aydı şiˁr [buna benzetip şiir söyledi]
muŋar meŋzetü aydı şiˁr [buna benzetip şiir söyledi]
Köken
Arapça şˁr kökünden gelen şiˁr شِعْر "şiir"
sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça şaˁara شَعَرَ "bildi,
andı" fiilinin fiˁl vezninde
türevidir.
Ek açıklama
Arapça sözcüğün orijinal anlamı muhtemelen "bir şeyi veya kişiyi anmak
için söylenen söz, anıt" olmalıdır. Karş. Arapçamaşˁar, şiˁāra "belgi,
anıt, yol işareti". Ayrıca şiˁrā "yol-gösteren
yıldızı, Sirius". Latince Sirius adı bir Sami dilinden
alıntıdır.
Benzer sözcükler
şiirsel
Bu maddeye gönderenler
04.09.2015
tarih
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[Rab, 1310]
fülān yılda fülān ayda fülān künde fülān sāˁatda belā yibergey-men [göndereceğim]. Dāvūd ol tāriχni bitidi [yazdı].YT�: tarihsel [ Cumhuriyet - gazete, 1935]
bunu bilmek, tarihsel (tarihî) benliğimizi yitirmemek (kaybetmemek) için ne büyük ve ne derin bir güre (güç, kuvvet)
fülān yılda fülān ayda fülān künde fülān sāˁatda belā yibergey-men [göndereceğim]. Dāvūd ol tāriχni bitidi [yazdı].YT�: tarihsel [ Cumhuriyet - gazete, 1935]
bunu bilmek, tarihsel (tarihî) benliğimizi yitirmemek (kaybetmemek) için ne büyük ve ne derin bir güre (güç, kuvvet)
Köken
Arapça wrχ kökünden gelen taˀrīχ تأريخ "1.
günün tarihini yani hilalin kaçıncı günü olduğunu belirleme, 2. olayları tarih
sırasına göre yazıya dökme, kronik" sözcüğünden alıntıdır. Arapça
sözcük Eski Güney Arapça warχ "ay (gök cismi
ve zaman birimi)" (NOT: Bu sözcük Aramice/Süryanice yrḥ kökünden
gelen aynı anlama gelen yəraḥ veya yarḥā ירחא Aramice/Süryanice
sözcük �br aynı anlama gelen yeraḥ ירח sözcük Akatça aynı
anlama gelen warḥu veya arḥu )
Ek açıklama
İslami dönemde Arapçada kaydedilmeyen warχ "ay"
sözcüğü, Eski Güney Arapça ve Eski Habeşçede ortaktır. Biella 149. Kuzeybatı
Sami dillerinde ilkseste /y/ görülür. • Anlam evrimi için
karş. Latince calendarium "takvim"
< calendae "ayın ilk günü, hilalin göründüğü
gün".
Benzer sözcükler
tarih atmak, tarih düşmek, tarihçe, tarihçi, tarihe geçmek, tarihî,
tarihlemek, tarihlenmek, tarihsel, tarihsiz
Bu maddeye gönderenler
22.08.2017
teleskop
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
teleskop (Yun.): Dürbīn.[ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
teleskop: Gözlemevlerinde kullanılan kuvvetli dürbün.
teleskop (Yun.): Dürbīn.[ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
teleskop: Gözlemevlerinde kullanılan kuvvetli dürbün.
Köken
Fransızca téléscope "«uzak-gören», dürbün"
sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Yeni Latince telescopiumsözcüğünden
alıntıdır. (İlk kullanımı: 1611 Prens Cesi, İt. aristokrat, Academia
dei Lincei başkanı.) Bu sözcük Eski Yunanca têlos τῆλος "uzak"
ve Eski Yunanca skopós σκοπός "seyreden,
gözleyen" sözcüklerinin bileşiğidir.
Benzer sözcükler
teleskopik
17.12.2014
televizyon
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Cumhuriyet - gazete, 1931]
İngiltere'nin muhtelif şehirlerindeki televizyon meraklıları, Darby koşusunu oturdukları yerde başından nihayetine kadar seyre muvaffak olmuşlardır.[ TDK, Felsefe ve Gramer Terimleri, 1942]
uzagörüm, televizyon = [Fr.] télévision
İngiltere'nin muhtelif şehirlerindeki televizyon meraklıları, Darby koşusunu oturdukları yerde başından nihayetine kadar seyre muvaffak olmuşlardır.[ TDK, Felsefe ve Gramer Terimleri, 1942]
uzagörüm, televizyon = [Fr.] télévision
Köken
�ng television veya Fransızca télévision "«uzak-görüş»,
uzaktan görüntü iletme işlemi ve bu işi yapan araç" sözcüğünden alıntıdır.
Bu sözcük Eski Yunanca têlos τῆλος "uzak"
ve Latince visio "görme, görüş"
sözcüklerinin bileşiğidir.
Ek açıklama
"Uzaktan görüntü iletimi" anlamında soyut kavram 1907'den
itibaren sıklıkla duyulmuş, ilk pratik televizyon yayını 1925-1927 yıllarında
gerçekleştirilmiştir. Yunanca-Latince sözcük bileşimi kuraldışıdır.
Benzer sözcükler
telejenik, televizyoncu, tv
Bu maddeye gönderenler
07.07.2015
tiyatro
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Basiretçi Ali Bey, İstanbul Mektupları, 1873]
Osmanlı Teatrosu ihdas olunalıberi elsine-i halkda türlü türlü lakırdılar cereyan etdi.teatral "[Fr théatral] tiyatrovari" [ Cumhuriyet - gazete, 1938]
gençliğin prensi denebilecek hararetli ve teatral bir tabiattir
Osmanlı Teatrosu ihdas olunalıberi elsine-i halkda türlü türlü lakırdılar cereyan etdi.teatral "[Fr théatral] tiyatrovari" [ Cumhuriyet - gazete, 1938]
gençliğin prensi denebilecek hararetli ve teatral bir tabiattir
Köken
Fransızca théatre "sahne gösterisi"
sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Latince aynı anlama
gelen theatrumsözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski
Yunanca théatron θέατρον "gösteri yeri,
tiyatro" sözcüğünden alıntıdır. Yunanca sözcük Eski Yunanca theáomai θεάομαι "bakmak,
seyretmek" fiilinden türetilmiştir.
Ek açıklama
İstanbul'da Türkçe gösteri yapan ilk tiyatro, Teatro-i Osmani adıyla
1869'da kuruldu. • Erken dönem Franszıca alıntılarda, çift sessizle biten eril
sözcüklere +o eklenmesi kuraldır.
Benzer sözcükler
teatral
Bu maddeye gönderenler
27.11.2014
turkuaz
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Hayat (dergi), 1959]
Köken
Fransızca turquoise "«Türk taşı», mavi renkli süs
taşı" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Turc özel
adındantüretilmiştir.
25.03.2013
UFO
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Cumhuriyet - gazete, 1980]
UFO ne oldukları anlaşılamayan uzay cisimleri anlamına gelen ..."... konvektörlü ısıtıcı markası" [ Cumhuriyet - gazete, 2012]
Isıtma sektörünün önde gelen markalarından UFO üstün teknolojik özelliklerle donatılan Convector modelini piyasaya sürdü
UFO ne oldukları anlaşılamayan uzay cisimleri anlamına gelen ..."... konvektörlü ısıtıcı markası" [ Cumhuriyet - gazete, 2012]
Isıtma sektörünün önde gelen markalarından UFO üstün teknolojik özelliklerle donatılan Convector modelini piyasaya sürdü
Köken
İng UFO "uçan daire" sözcüğünden alıntıdır.
sözcük İng unidentified flying object "«teşhis
edilemeyen uçan cisim»" sözcüğünün kısaltmasıdır.
20.08.2017
ufuk
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
Yeni Osmanlıca: ufḳî "yatay" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ufḳī: Ufka muvazi, amudî olmıyan.
Yeni Osmanlıca: ufḳî "yatay" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ufḳī: Ufka muvazi, amudî olmıyan.
Köken
Arapça Afḳ kökünden gelen ufḳ اُفق "uç,
öte, dünyanın veya gökyüzünün ucu" sözcüğünden alıntıdır. Arapça
sözcük Arapça afaḳa "aştı" fiilinin fuˁl vezninde
türevidir.
Benzer sözcükler
ufkî
Bu maddeye gönderenler
03.09.2017
yardım
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
yārī [ Codex Cumanicus, 1303]
auxilium - Fa & Tr: yari[ anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., y. 1300]
yārī biriştiler, biri biriŋe arka boluştılar [yardımlaştılar][ anon., Kısas-ı Enbiya terc., 1390 yılından önce]
taŋrı katında yardımlu ve nusratludur (...) ḳayṣar'dan yardın يردن diledi[ Ahmed b. Kadı-i Manyas, Gülistan tercümesi, 1429]
devletüŋ yārī kıldı [şansın yardım etti] (...) düşmenine yārdım itmiş olur
auxilium - Fa & Tr: yari[ anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., y. 1300]
yārī biriştiler, biri biriŋe arka boluştılar [yardımlaştılar][ anon., Kısas-ı Enbiya terc., 1390 yılından önce]
taŋrı katında yardımlu ve nusratludur (...) ḳayṣar'dan yardın يردن diledi[ Ahmed b. Kadı-i Manyas, Gülistan tercümesi, 1429]
devletüŋ yārī kıldı [şansın yardım etti] (...) düşmenine yārdım itmiş olur
Köken
Farsça yārī يارى "yardım" Farsça sözcük Farsça yār يار "1.
el, kol, 2. dost, yardımcı" sözcüğünden türetilmiştir.
Ek açıklama
Karş. Farsça yārīdan "yardım
etmek", yārīdih "yardımcı". Farsça kaynaklı
olmakla birlikte kullanımda yara- "faydalı olmak"
fiiliyle birleştirilmiştir. +dIm eki açıklanmaya muhtaçtır.
Benzer sözcükler
sosyal yardım, yardımcı, yardımlaşmak, yardımsever
Bu maddeye gönderenler
12.06.2015
zeytin
Tarihçe (tespit edilen en eski
Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Codex Cumanicus, 1303]
zeytin agačga ovsadi [zeytin ağacına benzedi][ Meninski, Thesaurus, 1680]
zeytūn, zeytūn yağı, zeytūnlık, zeytūnci
zeytin agačga ovsadi [zeytin ağacına benzedi][ Meninski, Thesaurus, 1680]
zeytūn, zeytūn yağı, zeytūnlık, zeytūnci
Köken
Arapça zyt kökünden gelen zaytūn زيتون "zeytin
taneleri" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça zayt زيت "zeytin,
yeztin yağı" sözcüğünün çoğuludur. Bu sözcük Aramice/Süryanice aynı
anlama gelen zeytā זיתא sözcüğünden alıntıdır.
Aramice/Süryanice sözcük �br aynı anlama gelen zayt זית sözcük Fenike
dilinde aynı anlama gelen zyt
Ek açıklama
Orta Farsça zayt, Ermenice tsét ձէթ biçimleri
Aramiceden alıntıdır. Sözcük nihai olarak Doğu Akdeniz havzasının Sami-öncesi
bir dilinden kalıntı olmalıdır.
Benzer sözcükler
zeytinlik, zeytinyağı, zeytinyağlı, zeytuni
Bu maddeye gönderenler
20.08.2015
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder