Deneme

battaniye

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"[battaliye]" [ İlan-ı Ticaret, 1900]
Yataklara mahsus en zarif ve kalın battaliye ve yorganlar ve çarşaflar.[ İlan-ı Ticaret, 1900]
Bilezikler, battaniyeler, bastonlar
Köken
Arapça bṭn kökünden gelen biṭān بط‎ان  "devenin karnına sarılan kuşak, gömlek içine giyilen yün kuşak" sözcüğünden ekiyle türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Arapça sözcük Arapça baṭn بط‎ن  "karın" sözcüğünden türetilmiştir.
Daha fazla bilgi için batın1 maddesine bakınız.
Ek açıklama
Lugat-ı Osmani ve Kamus-ı Türki'de mevcut olmayan sözcüğün 19. yy'ın son yıllarında muhtemelen ticari bir ürün adı olarak belirdiği anlaşılıyor.

27.08.2017

bavul

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Mehmed Bahaeddin (Toven), Yeni Türkçe Lugat, 1924]
bavul: Yolculukta içine eşya konan deriden çanta, valiz.
Köken
İt baule "yolculukta taşınan yük, çıkın" sözcüğünden alıntıdır. sözcük Geç Latince aynı anlama gelen baula sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Geç Latince balla "balya, çıkın" sözcüğünden evrilmişte olabilir; ancak bu kesin değildir.
Daha fazla bilgi için balya maddesine bakınız.
Ek açıklama
DuCL 2:609.

22.07.2015

bayat

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Hızır Paşa, Müntehab-ı Şifa, 1410 yılından önce]
bayad olmadın tuzıla yağıla semüz etile bişüreler[ Deşişî Mehmed Ef., Et-Tuhfetu's-Seniyye, 1580]
bayat [Fa.]: ... Arabīde gecelemiş nesne maˁnāsına. Bu lafẓ Türkīde daχı şāyiˁ ve müstaˁmeldür, üzerinden gece geçmiş demekdür.[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
bayat: Bayrı dahi derler. Türkîde kadim manasına, taze zıddı. (...) bayak: Bayat manasına.
Köken
Arapça byt kökünden gelen bāˀit بائت  "geceden kalmış" sözcüğünden alıntıd olabilir; ancak bu kesin değildir. Arapça sözcük Arapça bāta بَاتَ  "geceledi" fiilinin fāˁil vezninde etken fiil sıfatııdır.
Daha fazla bilgi için beyit maddesine bakınız.
Ek açıklama
"Allah'ın bir adı, Kadīm" anlamında kullanılan bayat sözcüğü ile ilişkisi muğlaktır. Vefik Paşa'nın Türkçe bayak, bayağısözcüklerine bağlama önerisi ihtiyatla değerlendirilmelidir. • Kutaḏġu Bilig'de bayat yaklaşık 300 kez "Allah" anlamında kullanılır. Buna karşılık aynı tarihlerde Kaşgarî sözcüğü "Argu lehçesinde tanrının bir adı" olarak tanımlar.
Benzer sözcükler
bayatlamak

06.09.2017

bayır

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Yadigâr-ı İbni Şerif, 1421? yılından önce]
bāyirlerde susız yirlerde biter[ Meninski, Thesaurus, 1680]
bāyir: Mons nudus, collis, clivus [çıplak dağ, tepe, yamaç]kırkbayır [ Meninski, Thesaurus, 1680]
kırk bāir: Echinus, ventriculus verus [geviş getiren hayvanların bir midesi]
Köken
Arapça bwr kökünden gelen bāˀir بائر  "işlenmeyen toprak, yaban yer" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça bāraبار  "(toprak) boş durdu, nadasa bırakıldı, işe yaramadı" fiilinin fāˁil vezninde etken fiil sıfatııdır.
Ek açıklama
Özgün anlamı "yaban yer" iken, Türkçede "dik yer, yamaç" anlamını kazanmıştır.
Benzer sözcükler
kırkbayır

06.11.2014

beton

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Tıngır & Sinapian, Istılahat Lugati, 1892]
Béton [Fr.]: temel harcı, dondurma taşı, beton.betonlaşma "betonarme binalarla dolma" [ Milliyet - gazete, 1972]
sahillerimizi betonlaşmadan kim kurtaracak?
Köken
Fransızca béton "her türlü duvarcı harcı, özellikle çimento harcı" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Latincebitumen "1. akçaağaçtan elde edilen reçine, 2. genelde reçine, zift, yapıştırıcı madde" sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Kelt dillerinde yazılı örneği bulunmayan *betu- "akçaağaç" sözcüğünden alıntıdır.
Ek açıklama
Latince betula "akçaağaç" Gallia dilinden alıntıdır.
Benzer sözcükler
betonlamak, betonlanmak, betonlaşmak
Bu maddeye gönderenler

10.12.2015

beyaz

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Selanikli Mustafa Ef., Tarih-i Selanikî, 1600]
Mehmed Paşa hazretleri beş bin kıt'a tuğralu beyâz ahkâm kağıdı [boş kâğıda mühürlü hüküm belgesi] hâzır idüp,
Köken
Arapça byḍ kökünden gelen bayāḍ بياض  "beyaz olma, beyazlık, beyaz renk" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça abyaḍ, bayḍā أبيض  "beyaz (sıfat)" sözcüğünün faˁāl vezninde masdarıdır. Bu sözcük Arapça bayḍ, bay"yumurta" sözcüğünden türetilmiştir.
Ek açıklama
Esasen ad iken geç dönem Osmanlı kullanımında sıfat niteliği kazanmıştır. Anlam ilişkisi için karş. Latince albus "beyaz", albumen "yumurta akı".
Benzer sözcükler
bembeyaz, beyazlamak, beyazlaşmak
Bu maddeye gönderenler

09.09.2017

borç

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
OT�: [ anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., y. 1300]
taˀhīr kıldı aŋa borcnı [ona borcunu tehir etti] (...) küye bérdi borcluġa [borçluya vade verdi]KT�: [ Codex Cumanicus, 1303]
debitum - Tr: borǵ ... debitor: borǵli
Köken
Soğdca pwrç "ödünç alınan veya verilen şey" sözcüğünden alıntıdır. Soğdca sözcük Avesta (Zend) dilinde pərəti-ş"ödünç alma veya verme" Bu sözcük Eski Farsça ve Avesta (Zend) dilinde par- "ödemek" fiilinden türetilmiştir. Eski Farsça fiil Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *per-5 "-" biçiminden evrilmiştir.
Daha fazla bilgi için para maddesine bakınız.
Ek açıklama
Karş. Sanskritçe pūrtá (aynı anlamda). Ermenice bard պարտ (aynı anlamda) biçimi Eski Farsçadan alınmıştır.
Benzer sözcükler
borçlanmak, borçlandırmak, borçlu

14.07.2015

bordo

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Cumhuriyet - gazete, 1945]
onun Bordo rengindeki spor mantosunu
Köken
Fransızca bordeaux "Bordeaux şarabına özgü koyu kırmızı renk" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Bordeaux"Fransa'da bir kent" özel adından türetilmiştir. Bu sözcük Latince aynı anlama gelen Burdigala özel adındanevrilmiştir.

13.01.2015

borsa

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ceride-i Havadis - gazete, 1862]
borsa denilen Galata sarraf cemiyeti[ Basiretçi Ali Bey, İstanbul Mektupları, 1874]
borsa komiseri saadetlü Abidin Beyefendinin kaleme alıp
Köken
İt borsa veya Fransızca bourse "menkul değer çarşısı" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük van der Burse "15. yy'da Felemenkli tüccar ailesi" özel adından türetilmiştir.
Ek açıklama
Aslı Bruges kentinde van der Burse konağında işleyen kumaş borsası anlamında iken kullanımda Fransızca bourse "para kesesi" kelimesinden etkilenmiştir. Türkiye'de ilk borsa 1871'de açılmıştır.
Benzer sözcükler
karaborsa

10.12.2015

cam

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"cam" [ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
degme bir pençerede biŋ dürlü cām"... kadeh" [ Mesud b. Ahmed, Süheyl ü Nevbahar terc., 1354]
örü durur iken ele aldı cām / anuŋ ˁışḳına anı içti tamām
Köken
Farsça ve Orta Farsça cām جام  "bardak, kadeh, sürahi" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Avesta (Zend) dilindeaynı anlama gelen yāme-
Ek açıklama
Özgün anlamı “kadeh, bardak” iken Farsça ve Türkçede "cam" anlamını kazanmıştır. Karş. sırça, şişe.
Benzer sözcükler
buzlu cam, camgöz, camlaşmak, camsı
Bu maddeye gönderenler

04.05.2015

coğrafya

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Kâtip Çelebi, Tuhfetü'l-Kibâr fi Esfârü'l-Bihâr, 1656]
gāh-i devlet olanlara ˁilmi lāzim olan umūrdan biri fenn-i coğrafyādür
Köken
Arapça cġrf kökünden gelen cūġrāfīyā جوغرافيّا  "tarif-i arz ilmi" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Eski Yunanca geōgraphía γεωγραφία  "yeryüzünün tasviri, haritacılık, coğrafya" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski Yunanca gḗ γή "dünya, yeryüzü" ve Eski Yunanca gráphō γράφω  "çizmek, tasvir etmek" sözcüklerinin bileşiğidir.
Daha fazla bilgi için ge(o)+graf(o)+ maddelerine bakınız.
Ek açıklama
Sözcüğü ilk kullananın Milet'li Anaksimandros (MÖ 6. yy) olduğu rivayet edilir. Eski Yunan coğrafyacılığı Hipparkhos ve Ptolemaios'un eserleri aracılığıyla Arap dünyasında itibar görmüştür.
Benzer sözcükler
coğrafî, coğrafyacı

09.09.2015

dans

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Namık Kemal, Osmanlı Modernleşmesinin Meseleleri, 1873]
dansöz [ Recaizade Ekrem, Araba Sevdası, 1896]
Çengi.. mahut dansözler..dansör [ Sait Faik Abasıyanık, , 1936]
Arkadaşım adamakıllı dansörmüş de
Köken
Fransızca aynı anlama gelen danse sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Germence yazılı örneği bulunmayan*dintjan "sallanmak, koşuşmak" fiilinden türetilmiştir.
Benzer sözcükler
dansing, dansör, dansöz

05.01.2015

edebiyat

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ˁulūm-ı edebīye (...) edebiyāt
Köken
Arapça adabīyāt أدبيّات  "edep literatürü, kültür ve ahlaka ilişkin yazı türleri" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapçaadabī أدبى  "edebe ilişkin" sözcüğünün çoğuludur. Bu sözcük Arapça Adb kökünden gelen adab أدب  "1. görgü, terbiye, kültür, 2. yaşam tarzına ilişkin hikaye ve gözlemlerden oluşan ve Arapçada 8. yy'dan itibaren yaygınlaşan yazı türü" sözcüğünün nisbet halidir.
Daha fazla bilgi için edep maddesine bakınız.
Benzer sözcükler
edebî, edebileşmek, edebileştirmek, edebiyat yapmak, edebiyatçı

03.11.2014

edep

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Kutadgu Bilig, 1069]
aġırladı ḥacīb orun birdi tör / adab birle Ay toldı oldurdı kör [Hacib saygı gösterdi, baş köşede yer verdi, Aydoldu edep ile oturdu, gör][ Mesud b. Ahmed, Süheyl ü Nevbahar terc., 1354]
yad yirde süci içüp yatmaġıl / edebsizlik olur anı itmegil.
Köken
Arapça Adb kökünden gelen adab أدب  "görgü, terbiye" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça adaba أدب  "konuk ağırladı, terbiyeli ve kültürlü idi"
Benzer sözcükler
bîedep, edep yeri, edephane, edeplenmek, edepli, edepsiz
Bu maddeye gönderenler

15.07.2015

film

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ İlan-ı Ticaret, 1924]
Bayer fotoğraf ve film ve kâğıtları
Köken
Fransızca filme veya �ng film "1. ince zar, 2. fotoğraf veya sinema filmi" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Germenceyazılı örneği bulunmayan *fellam "deri" biçiminden evrilmiştir. Germence biçim Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *pelno- "deri" biçiminden evrilmiştir. Bu biçim Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *pel-4"deri yüzmek" kökünden türetilmiştir.
Benzer sözcükler
filim, filmci, filmleştirmek
Bu maddeye gönderenler

28.08.2013

girdap

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed b. Kadı-i Manyas, Gülistan tercümesi, 1429]
iki karındaş var-ıdı bir girdāba düşdiler[ anon., Ferec ba'd eş-şidde, 1451 yılından önce]
girdābdur, bunda gemi halāṣ olmaz
Köken
Farsça girdāb گِرْداب  "su döngüsü" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Farsça gard veya gird گِرْد  "dönen, döngü" veFarsça āb آب  "su" sözcüklerinin bileşiğidir.
Daha fazla bilgi için gerdanab maddelerine bakınız.

11.05.2015

gişe

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Rasim, Şehir Mektupları, 1899]
bilet parasının tamamı tamamına hazırlanmasını ve gişelerde para bozulmamasını
Köken
Fransızca guichet "1. küçük kapı, girinti, 2. bilet veya banka veznesi" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Norsça (Vikingce) wik "girinti, kapı" sözcüğünün küçültme halidir.
Ek açıklama
Karş. wicket (aynı anlamda).

05.07.2012

gitar

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Mithat, Felatun Bey ve Rakım Efendi, 1875]
gāh bir gitaranın aheng-i pesti bir evin penceresinden ağır ağır çıkar
Köken
Fransızca guitare "bir tür telli çalgı" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük �sp aynı anlama gelen guitara sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça aynı anlama gelen kītār كيتار  sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Eski Yunanca aynı anlama gelen kithára κιθάρα  sözcüğünden alıntıdır. Yunanca sözcük Eski Farsça bir sözcükten alıntıd olabilir; ancak bu kesin değildir.
Daha fazla bilgi için tara- maddesine bakınız.
Ek açıklama
Yunanca sözcük muhtemelen Eski Farsça bir çalgı adından alıntıdır. Karş. Farsça sitār "üç telli çalgı", dutār "iki telli çalgı" < tār "tel, saç". Chant 530: "Emprunt oriental probable." • Aynı sözcük Batı dillerine Yunancadan aracısız olarak Fransızca cithare, cither/zither şeklinde aktarılmıştır. Ayrı çalgı adıdır.
Benzer sözcükler
gitarist

19.06.2015

gül

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Edib Ahmed, Atebet-ül Hakayık, 1250 (1444) yılından önce]
yā būstān teg ol ḥilm karam al gul ol [hilm bir bahçe gibi dir, kerem ise al güldür]
Köken
Farsça gul گل  "çiçek, özellikle gül" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça aynı anlama gelen vardsözcüğünden evrilmiştir. (Kaynak: Barth 1369) Bu sözcük Avesta (Zend) dilinde aynı anlama gelen varəḏa Avestaca sözcük Hintavrupa Anadilinde aynı anlama gelen yazılı örneği bulunmayan *wrod- sözcüğünden evrilmiştir.
Ek açıklama
/v-/ > /gu-/ evrimi Farsçada standarttır. Karş. güman, günah, güzide, küstah. /rd/ > /l/ evrimi için karş. dil2, salname. • vıl "gül" orijinal önsesi korur. gul Farsçadan alıntıdır. Arapça ward ورد, Ermenice vard վարդ "gül" Eski ve Orta Farsçadan alıntıdır.
Benzer sözcükler
gül kurusu, gül pembe, güldeste, gülgiller, gülibrişim, gülistan, güllük, gülrû, gülzar
Bu maddeye gönderenler

10.12.2015

gri

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Mithat, , 1900 yılından önce]
ayaklarında griz denilen boz renkte bir pantolon
Köken
Fransızca gris "kır renk" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Germence aynı anlama gelen yazılı örneği bulunmayan*grîs biçiminden evrilmiştir.
Ek açıklama
Karş. Almanca Greise "ak saçlı", Holandaca grijs "gri". Buna karşılık grey "gri" etimolojik açıdan alakasız görünmektedir.
Benzer sözcükler
gıpgri, grileşmek

11.12.2015

hokkabaz

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"hokka oynatan, bir tür akrobat" [ Ömer b. Mezîd, Mecmuatü'n-nezâir, 1437]
lebüŋ menbaˁ durur her gizlü rāza / kim ağzuŋ benzemişdür ḥokka-bāza
Köken
Arapça ḥukka(t) "hokka" ve Farsça bāz "oynatan" sözcüklerinin bileşiğidir.
Daha fazla bilgi için hokka+baz maddelerine bakınız.

28.07.2015

iblis

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
adı iblīsdür ... cān-ı bincān ḳavmidür
Köken
Arapça bls kökünden gelen iblīs إبليس  "kandırıcı, şeytan" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Eski Yunanca diábolosδιάβολος  "kandırıcı, şeytan" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski Yunanca diabállō διαβάλλω  "yanlışa yöneltmek, kandırmak" fiilinden türetilmiştir. Yunanca fiil Eski Yunanca bállō, bol- βάλλω, βολ-  "atmak" fiilinden dia+ önekiyle türetilmiştir.
Daha fazla bilgi için balistik maddesine bakınız.
Ek açıklama
diabolo, Fransızca diable, devil, Almanca Teufel "şeytan" Kilise Latincesi yoluyla Yunancadan alınmıştır.
Bu maddeye gönderenler

09.09.2015

ibne

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"pasif eşcinsel" [TezhibK, 1897]
Köken
Arapça ibna(t) إبنة  "kız evlat" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ibn إبن  "oğul, evlat" sözcüğünün dişilidir.
Daha fazla bilgi için bin2 maddesine bakınız.
Ek açıklama
Türkçe argoda güncel anlamıyla kullanımı 19. yy sonlarından önce kayıtlı değildir.
Benzer sözcükler
hibino, ibneleşmek, ibnelik, ibnetor

02.09.2015

ibre

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ibre: iğne, saatin ve kıblenümānın yelkovanı, demir kalem, mil.
Köken
Arapça Abr kökünden gelen ibra(t) إبرة  "iğne, akrep veya arının iğnesi" sözcüğünden alıntıdır.

25.08.2014

inat

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Sinan Paşa, Tazarru'nâme, 1482]
ḥubb-i dünyā [dünya sevgisi] maˁden-i cehl ü ˁınād
Köken
Arapça ˁnd kökünden gelen ˁinād عناد  "inat etme, keyfi veya sübjektif olma" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ˁanada عَنَدَ  "ısrar ve inat etti" fiilinin fiˁāl vezninde masdarıdır. Bu sözcük Arapça ˁind عِنْد  "taraf, sübjektif görüş" sözcüğünden türetilmiştir.
Daha fazla bilgi için ind maddesine bakınız.
Benzer sözcükler
inatçı, inatlaşmak
Bu maddeye gönderenler

28.07.2015

kabız

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ḳabż: (...) inkıbaz [peklik][ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
ḳabż: (...) 4. Tutgunluk, peklik. (Bu manasıyla Türkçede sıfat gibi dahi kullanılp, ismi 'kabızlık' suretinde ifade olunur.)
Köken
Arapça ḳābḍ قبض  "tutma, sıkma" sözcüğünden alıntıdır.
Daha fazla bilgi için kabz maddesine bakınız.
Benzer sözcükler
kabızlık

17.04.2015

kabile

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[Rab, 1310]
ey karındaş, biziŋ ḳabīlemizde kimerse terge kirgen érmes [bizim kabilemizde kimse maaşla çalışmaz]
Köken
Arapça ḳbl kökünden gelen ḳabīla(t) قبيلة  "zümre, oymak" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ḳabila قَبِلَ "aldı" fiilinin faˁīlā(t) vezninde sıfat dişilidir.
Daha fazla bilgi için kabil2 maddesine bakınız.
Benzer sözcükler
kabilecilik, kabileleşmek

17.08.2017

kabir

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[Rab, 1310]
kaçan men öldüm erse bu bitigni kefenimge çulğap menin birle ḳabrde koyun [ben öldüğümde bu yazıyı kefenime sarıp benimle kabre koyun]
Köken
Arapça ḳbr kökünden gelen ḳabr قبر  "1. gömme, 2. çukur, mezar" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ḳabaraقَبَرَ  "gömdü" fiilinin faˁl vezninde masdarıdır.
Ek açıklama
Karş. Akatça ḳabru/ḳubūru "kabir".
Benzer sözcükler
kabristan
Bu maddeye gönderenler

23.08.2017

kablo

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"telgraf teli" [ Düstur, 1884]
Dersaadet-Bozcaada-Selanik-Limni telgraf kabloları imtiyaz mukavelenamesi[ Tıngır & Sinapian, Istılahat Lugati, 1892]
Câble soumarin [Fr.]: tahtelbahir kablo.
Köken
Fransızca câble veya câbleau "urgan, halat, (mec.) yalıtılmış elektrik teli" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Geç Latince capulum "urgan" sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Aramice/Süryanice aynı anlama gelen ḥebel
Ek açıklama
İlk kez 6. yy'da Sevilla'lı İsidore'da görülen Latince sözcük muhtemelen Kuzey Afrika Fenike dilinden alınmıştır. Fenike dili Aramicenin bir lehçesidir. Karş. Arapça ḥabl "ip, urgan".
Benzer sözcükler
kablolu yayın, kablosuz

07.09.2017

kabul

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Edib Ahmed, Atebet-ül Hakayık, 1250 (1444) yılından önce]
ḳabūl kılsa taŋ yok bu as hedyeni [kabul edse hayret değil bu küçük hediyeyi]
Köken
Arapça ḳbl kökünden gelen ḳabūl قبول  "alma, alış" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ḳabila قَبِلَ  "aldı" fiilinin faˁūl vezninde masdarıdır.
Ek açıklama
Arapça fiilin aktif hali ḳabala "yönelmek", pasif hali ḳabila "almak" anlamındadır. Karş. ḳabl "ön, önce", ḳibla "yön", ḳabīl"tür, cins". Aynı Sami kökünden ḳibēl "almak, kabul etmek".
Benzer sözcükler
hüsnükabul, kabul günü, kabullenmek, önkabul
Bu maddeye gönderenler

24.04.2015

kâbus

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Yadigâr-ı İbni Şerif, 1421? yılından önce]
kābūs gibi ummü's-sıbyan gibi ve saˁr gibi ve dahi niçe illetler cindendir ve ervāh-ı hābisedendir
Köken
Arapça kbs kökünden gelen kābūs كابوس  "gece gelen sıkıntı" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Aramice/Süryanice kəbāşā כבשא  "basınç, baskı" Bu sözcük Aramice/Süryanice kəbaş כבש  "basma, bastırma, sıkma" fiilinden türetilmiştir.

18.08.2017

kahve

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Kaynakça yok, 1550]
kahvehane [ Kâtip Çelebi, Mizânü'l-Hak fi İhtiyâri'l-Ehakk, 1656]
[H 1000 M 1591 tarihinden sonra] her sokak başında ḳahve χāneler açıldı, ḳıṣṣaχānlar, çengīler ile χalk işden gücden kalub kār ü kesbi muˁattal olduğundankahverengi [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1683 yılından önce]
kır at üzre Mıṣr sarığı ile ḳahve rengi kürki ve köse sakalı
Köken
Arapça ḳhw kökünden gelen ḳahwa(t) قهوة  "1. koyu şey, özsuyu [esk.], 2. coffea arabica bitkisinin tohumlarından elde edilen içecek" sözcüğünden alıntıdır.
Ek açıklama
İlk kez 15. yy ortalarında Yemen'de kaydedilmiş, Kâtip Çelebi'ye göre H 950 (M 1543) dolayında Yemen'den İstanbul'a ve daha sonra buradan Avrupa'ya götürülmüştür. Arapça sözcüğün etimolojisi muğlaktır. Nihai kaynağın bir Etiyopya dili veya Etiyopya'da bir toponim olduğu savunulmuştur.
Benzer sözcükler
kahve makinesi, kahvehane, kahverengi, kurukahveci
Bu maddeye gönderenler

05.09.2017

kırmızı

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Codex Cumanicus, 1303]
İt: cremizi - Fa & Tr: kremizi
Köken
Arapça ve Farsça ḳirmizī قرمزى  "canlı kırmızı boya" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ve Farsça ḳ‎rmzkökünden gelen ḳirmiz قرمز  "kırmızı boya veren bir böcek, koşnil" sözcüğünün nisbet halidir. Bu sözcük Sanskritçe kr̥miकृमि  "kurtçuk, larva, böcek" sözcüğünden alıntıdır. Sanskritçe sözcük Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan*kʷr̥mis "kurtçuk" biçiminden evrilmiştir.
Ek açıklama
Batı dillerine Arapçadan geçmiştir. Karş. Geç Latince cremixile, crimson "koşnil kırmızısı".
Benzer sözcükler
kıpkırmızı, kırmız, kırmızılaşmak

22.04.2017

kitap

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Kutadgu Bilig, 1069]
kitābḳa bitindi bu χāḳan atı [kitaba yazıldı bu hakanın adı]
Köken
Arapça ktb kökünden gelen kitāb كتاب  "yazılı şey, belge, kitap" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça katabaكَتَبَ  "yazı yazdı" fiilinin fiˁāl vezninde masdarıdır. Bu sözcük Aramice/Süryanice kətab כתב  "1. dikiş dikmek, bağlamak, raptetmek, 2. yazı yazmak"
Ek açıklama
Ana-Samice ktb kökünün nihai anlamı “dikiş dikmek, bağlamak, raptetmek” olup, “yazı yazma” anlamı en erken Aramcada kaydedilmiştir. Arapça sözcük muhtemelen Aramcadan alıntıdır.
Benzer sözcükler
kitabe, kitabet, kitabevi, kitabi, kitabiyat, kitapçı, kitaplık, kitapsız
Bu maddeye gönderenler

12.05.2015

köşe

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"... derviş zaviyesi" [ anon., Tezkiretü'l-Evliya terc., 1341]
gūşeler içinde χalvetlerde oturanlar[ Meninski, Thesaurus, 1680]
kūşe, koşe vul. köşe
Köken
Farsça gōşa گوشه  "bucak, zaviye" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça aynı anlama gelen gōşaksözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Avesta (Zend) dilinde aynı anlama gelen gaoşa- Avestaca sözcük Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *geu- "bükmek, kırmak" kökünden türetilmiştir.
Benzer sözcükler
dörtköşe, gûşe, köşe başı, köşe bucak, köşe kapmaca, köşe taşı, köşe vuruşu, köşe yazarı, köşeci, köşeleme, köşeli, köşeli parantez
Bu maddeye gönderenler

27.04.2015

köşk

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
köşk ile ḥūr u ḳuṣūr bezm u yarak [köşk, huriler ve kasırlar, meclisler ve donanımlar]
Köken
Farsça kūşk veya kōşk كوشك  "kule, saray, kasr" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça aynı anlama gelenkōşk sözcüğünden evrilmiştir.
Ek açıklama
Milat civarında kaydedilmiş olan Aramice/Süryanice ḳōşḳā "kule, saray" biçimi muhtemelen Farsçadan alınmıştır. Jastrow 1343. • Arapça cawsaḳ "saray", Süryanice ve Orta Farsça gōşaḳ veya gōşəḳ biçiminden alıntıdır. Lane 1:486. • Farsça sözcüğün köşige "gölge" sözcüğünden türetilmesi spekülatiftir.
Bu maddeye gönderenler

17.04.2015

lacivert

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"mavi renk" [ Danişmend-Name, 1360]
Açıldı lājiverd kubbe kenārı / Çıkardı ˁāleme altun fenārı[ Fatih Sultan Mehmed, Kanunname-i Al-i Osman, 1481 yılından önce]
yeniçeri taifesine her yıl beşer zirā lāciverd çuka
Köken
Farsça lācivardī لاجوردي  "lacivert taşı rengi" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Farsça lācivard لاجورد  "Afganistan'da çıkan koyu mavi süs taşı, lapis lazuli" sözcüğünden  ekiyle türetilmiştir. Bu sözcük Sanskritçe aynı anlama gelenrācāvarta राजावर्त  sözcüğünden alıntıdır. Sanskritçe sözcük Sanskritçe rācā "kral" ve Sanskritçe varta "tayın, rızk, pay" sözcüklerinin bileşiğidir.
Ek açıklama
20. yy başlarına dek renk adı olarak laciverdî tercih edilmiştir. Laciverd, esasen bu renkteki taşın adıdır. • Batı dillerine Arapça aracılığıyla Farsçadan geçmiştir. Karş. Latince lapis lazuli, lazurite.

09.09.2017

limon

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Codex Cumanicus, 1303]
limomi - Fa & Tr: limon[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
limonī mīzac [ekşi, öfkeli kişilik]
Köken
Arapça ve Farsça līmūn veya līmōn ليمون  "turunçgillerden maruf meyve" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Sanskritçe aynı anlama gelen nimbū निम्बू  sözcüğünden alıntıdır.
Ek açıklama
Antik çağdan beri bilinen acı limonun (citron) değişik türü olarak Avrupa ülkelerine 12. yy'da Arap ülkelerinden getirilmiş ve adı Arapçadan alınmıştır. Karş. lemon, Fransızca limon, limone vs.
Benzer sözcükler
limoni
Bu maddeye gönderenler

13.04.2015

marş

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"yürüyüş şarkısı" [ Tıngır & Sinapian, Istılahat Lugati, 1892]
Marche [Fr.]: ... (Mus.) marş denilen hava."... otomobili harekete geçiren mekanizma" [ Cumhuriyet - gazete, 1950]
dizel makine için 32 volt komple marş motörü
Köken
Fransızca marche "1. yürüyüş, yürüme, 2. yürü! (emir), 3. yürüyüş şarkısı, 4. otomobil yürütme mekanizması" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Fransızca marcher "yürümek, basmak" fiilinden türetilmiştir. Bu sözcük Geç Latince marcare "ayaklarını sertçe yere basma" fiilinden evrilmiştir. Geç Latince fiil Germence bir sözcükten türetilmiştir.
Benzer sözcükler
marş marş, marşa basmak
Bu maddeye gönderenler

18.06.2015

martı

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ anon., Câmiü'l-Fürs, 1501]
martī[ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1683 yılından önce]
saka kuşı ve balıkçıl ve martı ve yelve ve yelkovan ve niçe bunun emsāli su kuşları
Köken
İt martin pescatore "balıkçıl kuşu" deyiminden alıntıdır. deyim Latince maritimus "denize ait, denizci" sözcüğünden evrilmiştir.
Daha fazla bilgi için marina maddesine bakınız.
Ek açıklama
Karş. martin, Almanca Martinus, Rusça martı "balıkçıl kuşu". Türkçede farklı bir kuş türünün adıdır.

01.09.2017

marul

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Codex Cumanicus, 1303]
latucha - Tr: marul[ Yadigâr-ı İbni Şerif, 1421? yılından önce]
kāsnī toχmı ve mārūl toχmı her birinden beşer dirhem
Köken
Orta Yunanca marúlion veya marýlion μαρούλιον  "yaprakları salata olarak yenilen bir bitki, lactuca sativa" sözcüğünden alıntıdır. (Kaynak: DuCG 1:880) Yunanca sözcük Latince amarula "acı ot, yaprakları salata olarak yenilen bir bitki, lactuca sativa" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Latince amarus "acı" sözcüğünün küçültme halidir.
Ek açıklama
Türkçeye, eşdeğer Farsça veya Arapça biçim üzerinden alınmış olmalıdır. Ancak Arapça ve Farsça sözlüklerde bulunamadı.

10.12.2015

masa

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
masa ماسه: Trapezanın küçüğü, sofra.
Köken
İt mensa "sofra, yemek masası" sözcüğünden alıntıdır. sözcük Latince aynı anlama gelen mensa sözcüğünden evrilmiştir.
Ek açıklama
Osmanlı toplumunda masada yemek yeme adeti 1830'lardan itibaren yaygınlık kazandı.
Bu maddeye gönderenler

14.01.2015

masaj

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ İlan-ı Ticaret, 1910]
Banyo, duş, masaj için ayrı ayrı daireler mevcutturmasör "[Fr masseur] masaj yapan" [ İlan-ı Ticaret, 1910]
mütehassıs masörler vardırmasöz "[Fr masseuse] masaj yapan kadın" [ Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kokotlar Mektebi, 1927]
Sabahleyin banyomu yaptıktan sonra 'masöz' gelir
Köken
Fransızca aynı anlama gelen massage sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Fransızca masser "masaj yapmak" fiilinden +age ekiyle türetilmiştir. (İlk kullanımı: 1769 Guillaume Le Gentil, Fr. seyyah.) Bu sözcük Arapça masḥ مسح "yağla ovma" sözcüğünden alıntıda olabilir; ancak bu kesin değildir.
Daha fazla bilgi için mesh maddesine bakınız.
Ek açıklama
Fransızca sözcük ilk kez Le Gentil'in Hint Okyanusu seyahatini anlatan Voyage dans les mers de l'Inde adlı eserinde, Güney Hindistan'daki Fransız kolonistler arasında kullanılan bir sözcük olarak görülmüştür.
Benzer sözcükler
masör, masöz
Bu maddeye gönderenler

23.09.2014

masal

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Meninski, Thesaurus, 1680]
mesel vul. masal: Fabula.
Köken
Arapça ms̠l kökünden gelen maṯal مثل  "mesel, öğretici hikâye" sözcüğünden alıntıdır.
Daha fazla bilgi için mesel maddesine bakınız.
Ek açıklama
Mesel sözcüğünün Türkçede özel anlam kazanmış varyantıdır.

04.09.2014

mavi

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Filippo Argenti, Regola del Parlare Turco, 1533]
mauí: turchino chiaro [açık türkuvaz rengi]
Köken
Arapça māˀī veya māwī ماوى  "su gibi, su rengi, mavi" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça mwh kökünden gelen māˀ ماء  "su" sözcüğünün nisbet halidir.
Ek açıklama
Daha önce kullanılan gök, Farsça kebūd ve Arapça azraḳ yerine 18. yy'a doğru yaygınlık kazanan bir renk deyimidir.
Benzer sözcükler
masmavi, mavi yolculuk, mavileşmek, mavili, maviş
Bu maddeye gönderenler

10.08.2015

menekşe

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Mesud b. Ahmed, Süheyl ü Nevbahar terc., 1354]
benefşe gül ü sūsen ü yāsemen[ Filippo Argenti, Regola del Parlare Turco, 1533]
beneuscé & menechscé [benevşe, menekşe]: maluagia
Köken
Farsça aynı anlama gelen banafşa بنفشه  sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça aynı anlama gelen vanavşaksözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Avesta (Zend) dilinde yazılı örneği bulunmayan *vana-vaxşa- "orman otu" Avestaca sözcük Avesta (Zend) dilinde vaxşaiti, vaxş- "yetişmek, bitmek (bitki)" sözcüğünden türetilmiştir.
Daha fazla bilgi için vahşi maddesine bakınız.
Ek açıklama
Arapça banafşac/manafşac, mənīşkā, Ermenice manişag մանիշակ biçimleri Farsçadan alınmıştır. /b/ > /m/ evriminin Farsçada mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Benzer sözcükler
benefşe, menevşe

30.08.2017

mor

arihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Yadigâr-ı İbni Şerif, 1421? yılından önce]
değirmen arklarında biter ve baldırı mor [böğürtlen rengi] olur[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
morarmak[ Ahmed Rasim, Şehir Mektupları, 1897]
Hatta mosmor olup kederimden pembe dudaklarımı yakan
Köken
Yeni Yunanca móron μόρον  "karadut veya böğürtlen" veya Ermenice aynı anlama gelen morm veya mor մորմ/մոր sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Hintavrupa Anadilinde aynı anlama gelen yazılı örneği bulunmayan *moro-biçiminden evrilmiştir.
Ek açıklama
Karş Bahçelerde mor meni (türkü) < Ermenice mormeni մորմենի "böğürtlen çalısı". • Aynı HAvr kökten Latince morum"böğürtlen".
Benzer sözcükler
morarmak, morartmak, morartı, morluk, mosmor

10.12.2015

müzik

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ İbrahim Alaattin (Gövsa), Yeni Türk Lugatı, 1930]
müzik: Musiki.
Köken
Fransızca musique sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Eski Yunanca mousikḗ μουσική  sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski Yunanca Moúsa Mούσα  "ilham perisi" sözcüğünden +ik- ekiyle türetilmiştir.
Daha fazla bilgi için musiki maddesine bakınız.
Ek açıklama
Yunan kökenli olup Arapça üzerinden alınan musıkî yerine sözcüğün Fransızca biçimi 20. yy başından itibaren özellikle Batı kökenli müzik türlerini ifadede tercih edilmiştir.
Benzer sözcükler
etnomüzikoloji, müzikalite, müzikolog, müzikoloji, müziksever
Bu maddeye gönderenler

31.08.2012

okyanus

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
oḳyānūs: Dış deniz, bahr-i muhit.
Köken
Arapça uḳyānūs اوقيانوس  "dünyayı çevreleyen büyük deniz" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Eski Yunanca aynı anlama gelen ōkeanós ωκεανός  sözcüğünden alıntıdır.
Ek açıklama
Yunanca sözcüğün etimolojisine ilişkin devasa literatür büsbütün semeresizdir. Bkz. Frisk II:1145, Chant 1299.
Benzer sözcükler
Okyanusya
Bu maddeye gönderenler

22.06.2015

pembe

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
"pamuk" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1683 yılından önce]
dağlarda bir gūne taşlardan kireç hāsıl olur kim kardan ve pembe ve südden beyaz bir gūne kireçdir"soluk gül rengi" [ Vartan Paşa, Akabi Hikâyesi, 1851]
tatlı pembe de var ve pek güzel mine mavisi de bulunur[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
toz pembesi: Ayva gülü; pembe yanak
Köken
Farsça panba پنبه  "pamuk" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça aynı anlama gelen pambak sözcüğünden evrilmiştir.
Daha fazla bilgi için pamuk maddesine bakınız.
Ek açıklama
18. yy başlarına dek sadece "pamuk" anlamında görülen sözcüğün "açık gül rengi" anlamı daha sonra türemiş olup güvenilir bir açıklaması yoktur. Pamuk rengi şüphesiz beyazdır.
Benzer sözcükler
pembeleşmek

10.10.2014

renk

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Codex Cumanicus, 1303]
tinta - Fa: rang - Tr: boya vel rang (...) cholor - Fa & Tr: rang[ Şeyhoğlu, Marzubânnâme terc., 1380]
envāˁ-ı reyāhīn ve reng-ā-reng çiçekler birle[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
Renk vermek: boyamak, izhar, açığa boyamak. Renk vermemek: ketm, anlatmamak.
Köken
Farsça ve Orta Farsça rang رنگ  "boya, renk, (mec.) göz boyama, hile, al" sözcüğünden alıntıdır. (NOT: Farsça sözcük Sanskritçe rāga राग  "renk, özellikle kırmızı renk" ) Bu sözcük Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *reg-3"boyamak" biçiminden evrilmiştir.
Ek açıklama
Hint müziğinde "makam" anlamında kullanılan rāga esasen "renk" demektir.
Benzer sözcükler
rengârenk, rengi atmak, renk vermek, renklenmek, renklendirmek, renkli, renksiz

20.08.2017

sanat

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Codex Cumanicus, 1303]
ars - Fa: senaat - Tr: pesa [pîşe][ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
gizlü kalmaz ˁilm ü sanˁat
Köken
Arapça ṣnˁ kökünden gelen ṣanˁa(t) صنعة  veya Arapça ṣanāˁa(t) صناعة  "ustalık, hüner, imalat" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça ṣanaˁa صنع  "at yetiştirdi, ustalık ve beceri gerektiren bir iş yaptı" fiilinin faˁāla(t) vezninde masdarıdır.
Benzer sözcükler
güzel sanatlar, sanat okulu, sanatçı, sanatkâr, sanatkârane, sanatlı, sanatsal
Bu maddeye gönderenler

10.04.2015

siyah

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Codex Cumanicus, 1303]
nigrum - Fa: sia - Tr: χara[ Erzurumlu Darir, Kıssa-i Yusuf terc., 1377 yılından önce]
lāle ol dem dökdi jāle kıldı āh / nideyüm (ben) olmışam baχt-i siyāh"... kara derili" [ anon., Ferec ba'd eş-şidde, 1451 yılından önce]
çün ol siyāh yemekden içmekden fāriğ düşdi
Köken
Farsça siyāh veya siyah سياه/سيه  "kara" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça aynı anlama gelen syāvsözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski Farsça ve Avesta (Zend) dilinde aynı anlama gelen syāva- sözcüğünden evrilmiştir. (NOT: Eski Farsça sözcük Sanskritçe śyāmá श्याम  "koyu renk, esmer, siyah" ) Sanskritçe sözcük Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *kiē-mo- "koyu renk, esmer" biçiminden evrilmiştir.
Ek açıklama
Ermenice syaw սեաւ > sév սէւ (aynı anlamda) biçimi Eski Farsçadan alınmış olmalıdır.
Benzer sözcükler
simsiyah, siyahî, siyahlık

10.04.2015

spor

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Ahmed Rasim, Şehir Mektupları, 1897]
İspor İngilizce bir kelimedir ki bizde koşu, yarış, müsabaka, güreş ve buna mümasil eğlence ve oyunların cümlesine şamildir."... hafif otomobil modeli" [ Cumhuriyet - gazete, 1928]
Köken
Fransızca sport "oyun amacıyla yapılan beden eğitimi" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük �ng aynı anlama gelensport sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski Fransızca desport "oyalanma, eğlence, oyun" sözcüğünden türetilmiştir. Eski Fransızca sözcük Eski Fransızca desporter "yükten kurtulmak, rahatlamak" fiilinden türetilmiştir. Eski Fransızca fiil Eski Fransızca porter "yük taşımak" fiilinden de+ önekiyle türetilmiştir.
Daha fazla bilgi için porte maddesine bakınız.
Ek açıklama
Modern anlamı İngilizcede oluşmuş ve diğer dillere İngilizceden alınmıştır. Ancak Türkçe telaffuz Fransızcayı taklit eder.
Benzer sözcükler
spor otomobil, spor toto, sporcu, sporsever, sportif
Bu maddeye gönderenler

19.08.2017

sütun

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Codex Cumanicus, 1303]
columpna - Fa: stun - Tr: tic agač[ Ahmed b. Kadı-i Manyas, Gülistan tercümesi, 1429]
sutūna ṭoğrı gitdi ve mellāh elindeki ipi çekdi ve aldı
Köken
Farsça sutūn veya ustūn ستون  "direk, sütun" sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça aynı anlama gelen stūnsözcüğünden evrilmiştir. (NOT: Bu sözcük Avesta (Zend) dilinde aynı anlama gelen stūna- Avestaca sözcük Sanskritçe aynı anlama gelen sthūnā स्थूणा  ) Sanskritçe sözcük Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan*stāu- veya stōu- "durdurmak, dikmek" biçiminden evrilmiştir. Bu biçim Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *stā- "durmak" biçiminden evrilmiştir.
Daha fazla bilgi için istasyon maddesine bakınız.
Ek açıklama
Aynı HAvr kökten Eski Yunanca *stōís, staurós "sütun, direk", Latince instaurare "direk dikmek", Almanca Stütze"destek", Stau "set, durdurucu".
Bu maddeye gönderenler

11.08.2015

süvari

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
süvar [ Danişmend-Name, 1360]
atma süvār oldıYeni Osmanlıca: süvari [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
gemi süvārīsi: kumandanı
Köken
Farsça suvār سوار  "ata binen, binici" sözcüğünden  ekiyle türetilmiştir. Farsça sözcük Orta Farsça aynı anlama gelenasvār sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Orta Farsça asb veya asp "at" sözcüğünden türetilmiştir.
Daha fazla bilgi için sıpa maddesine bakınız.
Benzer sözcükler
şehsüvar

09.09.2017

şiir

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Kutadgu Bilig, 1069]
muŋar meŋzetü aydı şiˁr [buna benzetip şiir söyledi]
Köken
Arapça şˁr kökünden gelen şiˁr شِعْر  "şiir" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça şaˁara شَعَرَ  "bildi, andı" fiilinin fiˁl vezninde türevidir.
Ek açıklama
Arapça sözcüğün orijinal anlamı muhtemelen "bir şeyi veya kişiyi anmak için söylenen söz, anıt" olmalıdır. Karş. Arapçamaşˁar, şiˁāra "belgi, anıt, yol işareti". Ayrıca şiˁrā "yol-gösteren yıldızı, Sirius". Latince Sirius adı bir Sami dilinden alıntıdır.
Benzer sözcükler
şiirsel
Bu maddeye gönderenler

04.09.2015

tarih

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[Rab, 1310]
fülān yılda fülān ayda fülān künde fülān sāˁatda belā yibergey-men [göndereceğim]. Dāvūd ol tāriχni bitidi [yazdı].YT�: tarihsel [ Cumhuriyet - gazete, 1935]
bunu bilmek, tarihsel (tarihî) benliğimizi yitirmemek (kaybetmemek) için ne büyük ve ne derin bir güre (güç, kuvvet)
Köken
Arapça wrχ kökünden gelen taˀrīχ تأريخ  "1. günün tarihini yani hilalin kaçıncı günü olduğunu belirleme, 2. olayları tarih sırasına göre yazıya dökme, kronik" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Eski Güney Arapça warχ "ay (gök cismi ve zaman birimi)" (NOT: Bu sözcük Aramice/Süryanice yrḥ kökünden gelen aynı anlama gelen yəraḥ veya yarḥā ירחא Aramice/Süryanice sözcük �br aynı anlama gelen yeraḥ ירח  sözcük Akatça aynı anlama gelen warḥu veya arḥu )
Ek açıklama
İslami dönemde Arapçada kaydedilmeyen warχ "ay" sözcüğü, Eski Güney Arapça ve Eski Habeşçede ortaktır. Biella 149. Kuzeybatı Sami dillerinde ilkseste /y/ görülür. • Anlam evrimi için karş. Latince calendarium "takvim" < calendae "ayın ilk günü, hilalin göründüğü gün".
Benzer sözcükler
tarih atmak, tarih düşmek, tarihçe, tarihçi, tarihe geçmek, tarihî, tarihlemek, tarihlenmek, tarihsel, tarihsiz
Bu maddeye gönderenler

22.08.2017

teleskop

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
teleskop (Yun.): Dürbīn.[ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
teleskop: Gözlemevlerinde kullanılan kuvvetli dürbün.
Köken
Fransızca téléscope "«uzak-gören», dürbün" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Yeni Latince telescopiumsözcüğünden alıntıdır. (İlk kullanımı: 1611 Prens Cesi, İt. aristokrat, Academia dei Lincei başkanı.) Bu sözcük Eski Yunanca têlos τῆλος  "uzak" ve Eski Yunanca skopós σκοπός  "seyreden, gözleyen" sözcüklerinin bileşiğidir.
Daha fazla bilgi için tele++skop maddelerine bakınız.
Benzer sözcükler
teleskopik

17.12.2014

televizyon

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Cumhuriyet - gazete, 1931]
İngiltere'nin muhtelif şehirlerindeki televizyon meraklıları, Darby koşusunu oturdukları yerde başından nihayetine kadar seyre muvaffak olmuşlardır.[ TDK, Felsefe ve Gramer Terimleri, 1942]
uzagörüm, televizyon = [Fr.] télévision
Köken
�ng television veya Fransızca télévision "«uzak-görüş», uzaktan görüntü iletme işlemi ve bu işi yapan araç" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski Yunanca têlos τῆλος  "uzak" ve Latince visio "görme, görüş" sözcüklerinin bileşiğidir.
Daha fazla bilgi için tele+vizyon maddelerine bakınız.
Ek açıklama
"Uzaktan görüntü iletimi" anlamında soyut kavram 1907'den itibaren sıklıkla duyulmuş, ilk pratik televizyon yayını 1925-1927 yıllarında gerçekleştirilmiştir. Yunanca-Latince sözcük bileşimi kuraldışıdır.
Benzer sözcükler
telejenik, televizyoncu, tv
Bu maddeye gönderenler

07.07.2015

tiyatro

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Basiretçi Ali Bey, İstanbul Mektupları, 1873]
Osmanlı Teatrosu ihdas olunalıberi elsine-i halkda türlü türlü lakırdılar cereyan etdi.teatral "[Fr théatral] tiyatrovari" [ Cumhuriyet - gazete, 1938]
gençliğin prensi denebilecek hararetli ve teatral bir tabiattir
Köken
Fransızca théatre "sahne gösterisi" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Latince aynı anlama gelen theatrumsözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski Yunanca théatron θέατρον  "gösteri yeri, tiyatro" sözcüğünden alıntıdır. Yunanca sözcük Eski Yunanca theáomai θεάομαι  "bakmak, seyretmek" fiilinden türetilmiştir.
Daha fazla bilgi için teorem maddesine bakınız.
Ek açıklama
İstanbul'da Türkçe gösteri yapan ilk tiyatro, Teatro-i Osmani adıyla 1869'da kuruldu. • Erken dönem Franszıca alıntılarda, çift sessizle biten eril sözcüklere +o eklenmesi kuraldır.
Benzer sözcükler
teatral
Bu maddeye gönderenler

27.11.2014

turkuaz

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Hayat (dergi), 1959]
Köken
Fransızca turquoise "«Türk taşı», mavi renkli süs taşı" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Turc özel adındantüretilmiştir.
Daha fazla bilgi için Türk maddesine bakınız.

25.03.2013

UFO

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Cumhuriyet - gazete, 1980]
UFO ne oldukları anlaşılamayan uzay cisimleri anlamına gelen ..."... konvektörlü ısıtıcı markası" [ Cumhuriyet - gazete, 2012]
Isıtma sektörünün önde gelen markalarından UFO üstün teknolojik özelliklerle donatılan Convector modelini piyasaya sürdü
Köken
İng UFO "uçan daire" sözcüğünden alıntıdır. sözcük İng unidentified flying object "«teşhis edilemeyen uçan cisim»" sözcüğünün kısaltmasıdır.

20.08.2017

ufuk

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
Yeni Osmanlıca: ufḳî "yatay" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ufḳī: Ufka muvazi, amudî olmıyan.
Köken
Arapça Afḳ kökünden gelen ufḳ اُفق  "uç, öte, dünyanın veya gökyüzünün ucu" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça afaḳa "aştı" fiilinin fuˁl vezninde türevidir.
Benzer sözcükler
ufkî
Bu maddeye gönderenler

03.09.2017

yardım

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
yārī [ Codex Cumanicus, 1303]
auxilium - Fa & Tr: yari[ anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., y. 1300]
yārī biriştiler, biri biriŋe arka boluştılar [yardımlaştılar][ anon., Kısas-ı Enbiya terc., 1390 yılından önce]
taŋrı katında yardımlu ve nusratludur (...) ḳayṣar'dan yardın يردن diledi[ Ahmed b. Kadı-i Manyas, Gülistan tercümesi, 1429]
devletüŋ yārī kıldı [şansın yardım etti] (...) düşmenine yārdım itmiş olur
Köken
Farsça yārī يارى  "yardım" Farsça sözcük Farsça yār يار  "1. el, kol, 2. dost, yardımcı" sözcüğünden türetilmiştir.
Daha fazla bilgi için yar2 maddesine bakınız.
Ek açıklama
Karş. Farsça yārīdan "yardım etmek", yārīdih "yardımcı". Farsça kaynaklı olmakla birlikte kullanımda yara- "faydalı olmak" fiiliyle birleştirilmiştir. +dIm eki açıklanmaya muhtaçtır.
Benzer sözcükler
sosyal yardım, yardımcı, yardımlaşmak, yardımsever
Bu maddeye gönderenler

12.06.2015

zeytin

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)
[ Codex Cumanicus, 1303]
zeytin agačga ovsadi [zeytin ağacına benzedi][ Meninski, Thesaurus, 1680]
zeytūn, zeytūn yağı, zeytūnlık, zeytūnci
Köken
Arapça zyt kökünden gelen zaytūn زيتون  "zeytin taneleri" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça zayt زيت  "zeytin, yeztin yağı" sözcüğünün çoğuludur. Bu sözcük Aramice/Süryanice aynı anlama gelen zeytā זיתא  sözcüğünden alıntıdır. Aramice/Süryanice sözcük �br aynı anlama gelen zayt זית  sözcük Fenike dilinde aynı anlama gelen zyt
Ek açıklama
Orta Farsça zayt, Ermenice tsét ձէթ biçimleri Aramiceden alıntıdır. Sözcük nihai olarak Doğu Akdeniz havzasının Sami-öncesi bir dilinden kalıntı olmalıdır.
Benzer sözcükler
zeytinlik, zeytinyağı, zeytinyağlı, zeytuni
Bu maddeye gönderenler


20.08.2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder